Yakub Kadri Karaosmanoğlu
Yakub Kadri Karaosmanoğlu
Türk edebiyatında tanınmış bir roman yazarı.
13 Kasım 2011 Pazar Saat 12:53

YÂKÛB KADRİ KARAOSMANOĞLU
 1888’deKahire’de doğdu. Manisa ve Aydın dolaylarında yaşamış Karaosmanoğlu soyundan gelmektedir. Altı yaşındayken âilesiyle berâber geldiği Manisa’da ilk öğrenimini gördü. 1903’te başladığı İzmir İdâdîsini bitirmeden âilesiyle yine Mısır’a döndü. Orada İskenderiye Firerler Fransız Mektebinde okudu, sonra İsviçre Lisesine gitti. 1908’de İstanbul’a gelip yerleşti.

Fecr-i Âtî topluluğuna katıldı. Mekteb-i Hukukta üçüncü sınıfa kadar okudu. 1912’de vereme yakalandı. 1916 yılında tedâvi için İsviçre’ye gitti. Bir aralık edebiyat ve felsefe öğretmenliği yaptı. Mondros Mütârekesinden sonra Millî Mücâdeleyi destekleyerek 1921’deAnadolu’ya geçti. Cumhûriyetten sonra Mardin (1923-1931) ve Manisa (1931-1934) milletvekilliği yaptı. Tîran, Prag, Lahey, Tahran ve Bern elçiliklerinde bulundu (1934-1954). 1960’tan sonra Kurucu Meclis üyesi ve 1961’de Manisa mebusu seçildi. Son yıllarında hâtıralarını kaleme aldı. 13 Aralık 1974’te Ankara’da öldü. İstanbul-BeşiktaşYahyâEfendi Mezarlığına defnedildi.

Öğrenimi düzenli olmayan Yâkûb Kadri, hiçbir okuldan diploma alamadı. Edebî kültürünü okuduğu eserlerden edindi.

Yâkûb Kadri, 1909’dan 1915’e kadar ilk yazılarında, bir Fecr-i Âtîci olarak Servet-i Fûnun dil ve üslûbuna özenmiş, çok terkipli, süslü olarak yazmıştır. 1915’ten sonra Ziyâ Gökalp’ın sâdeleşme prensiplerini benimseyerek her yeni çıkan eserini biraz daha duru dille yazdı. Cümleleri uzun, sağlam, bol mecazlı ve esrarlıdır. Ahenkli cümleleri vardır. Bunu sağlamak için de yapmacıklığa kaçtığı olmuştur. Cümlelerinde asıl göze çarpan husus çok sıfat kullanmasıdır. “ve, ki” bağlaçlarını çok kullanır. Yazılarında Fransızca kelimeler çoktur. Bol bol mecaz, süslü, örtülü ve işitilmemiş sözler bulma ve bilhassa hayvanlara dayanan teşbihler yapma merakı üslûbunun bir başka özelliğidir.

Yâkûb Kadri, nesir yazarı olarak daha başarılı eserler vermiştir. Edebiyata ilk defâ küçük hikâye ile başladı. Sonra roman yazdı. Mensur şiir, tiyatro, deneme, makâle, hâtıra, monografi, hikâye ve roman tarzında eserler verdi. Hikâyelerinde İstanbul dışına çıkan ilk yazardır. Mısır, Batı Anadolu bunlara çevre teşkil eder. Kurtuluş Savaşı devrine âit düşman zulümleri ve yıkık, yanık yurdumuzla cephede Mehmetçik ve cephe gerisinde dul, yetim, ihtiyar kişiler, hikâyelerinin çoğuna konu olmuştur. Yazarın romanını besleyen kaynaklar, kendi özel hayâtı, duygu, fikir ve hâtıraları ile milletimizin geçirdiği târih dönemleri ve büyük hâdiselerdir. Kişilerin dış görünüşlerine değer vermez. Bunları birkaç tasvirle geçiştirir. Bâzan önemli bir kıyâfet, çehre ve vücut özelliğini yakalayarak ruh tahliline girer. Hep bir hayal, fikir ve umut peşinde koşan kahramanlar, kötü bir hakîkatle karşılaştıklarında üzülürler. Yazar eserlerinde hep karamsar kişileri seçmiştir.

Yâkûb Kadri için, kuvvetli bir hikâye ve roman yazarı demek yerinde olur. İlk romanı da 1922’de yayınlanan Kiralık Konak’tır. Yâkûb Kadri’nin diğer yazarlardan daha çok ilgi toplayan tanınmış romanları Nur Baba ile Yaban’dır.

Yaban’ında, Birinci Cihan Harbinde sakatlanmış olan bir subayın, kendi emirerinin köyünde kaldığı sıralardaki duygularını; Ankara isimli romanında ise İstiklâl Mücâdelesinden sonra Ankara’nın gelecek zamanlarını ve Cumhûriyetin 20. yıldönümüne kadar olan Ankara’yı anlatır. Ancak bunlardan birincisinde Anadolu insanına karşı küçümseyici bir bakışa yer verir.

Yazarın ilk eserleri arasında bulunan bâzı küçük ve büyük hikâyeleri de Bir Serencam isimli kitabında toplandı. Bunlar yazarın Mısır’da geçen çocukluk hâtıralarından yankılar taşıyan uzun ve romantik hikâyelerdir. Garp gözüyle şarkın kabataslak bir tablosu hâlinde düzenlenen mektup şeklindeki nesirleri de Alp Dağlarından isimli eserindedir. İkdam Gazetesi’nde neşrettiği millî mücâdele devrine âit makâleleri Ergenekon isimli bir ciltlik kitabındadır. Bu eserlerde yazarın millî hassasiyeti daha iyi ve daha açık şekilde görülür.

Mensur şiirleri: Erenlerin Bağından (1922), Okun Ucundan (1940).

Tiyatroları: Nirvana (1909), Veda (1909), Sağanak (yayınlanmamıştır) ve Mağara (1933).

Denemeleri: Miss Chalfrin’in Albümü (1926), Alp Dağlarından (1942).

Hâtıraları: Zoraki Diplomat (1955), Anamın Kitabı (1957), Vatan Yolunda (1958), Gençlik ve Edebiyat Hâtıraları (1969), Politika’da 45 Yıl (1968).

Hikâyeleri: Bir Serencam (1913), Rahmet (1923), Millî Savaş Hikâyeleri (1947).

Romanları: Kiralık Konak (1922), Nur Baba (1922), Hüküm Gecesi (1927), Sodom ve Gomore (1928), Yaban (1932), Ankara (1924), Bir Sürgün (1937), Panaroma (1953), Hep O Şarkı (1956)dır.
Yeni Rehber

Bu yazı toplam 184 defa okundu.
GoogleGoogle YahooYahoo FacebookFacebook DiggDigg Del.icio.usDel.icio.us
RedditReddit TwitterTwitter friendfeedfriendfeed myspacemyspace bloggerblogger
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş..
GÜNDEM
ALINTI YAZARLAR
“ ‘Vurun’ dedi, vurduk!” mantığı
YAVUZ BAHADIROĞLU
Mısır`ın fethi Osmanlı`ya dünya hakimiyetinin kapılarını açmıştı.
ERHAN AFYONCU
M.Kemâl Paşa Ne Yazık ki Hakikati Anlatmamıştır!...
AHMET ANAPALI
Devrim tarihinde bir gezinti
AYŞE HÜR
Cahili Kuşatmaya Karşı Cemaleddin Afgani’nin Örnekliği
HAMZA TÜRKMEN
Türkiye, nasıl içeriden teslim alındı?
YUSUF KAPLAN
Kimliksiz Şehir: İslahiye
MUSTAFA YILDIZ
Kahire de sizin Saraybosna da..
İBRAHİM KARAGÜL
Sadece tekkeler mi kapatıldı?
D.MEHMET DOĞAN
MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE
Cumhuriyet’te para-meta oyunu
ŞAMİL TAYYAR
Üniversite sınavında ter döken çocuklarımız...
SİBEL ERASLAN
Çanakkale'de Almanlara karşı savaşıyor da olabilirdik
MUSTAFA ARMAĞAN
Gündemden Notlar
AHMET VAROL
Devrimden çıkarılacak dersler
A. DİLİPAK
Mısır uleması ve 90'lık kahramanı
MUSTAFA ÖZCAN
Mübarek sonrası
SERDAR DEMİREL
AHMET KALKAN
Liberal eleştiri ve öneri
ALİ BULAÇ
Kıbrıs
HAKAN ALBAYRAK