Vakıf Gurebâ Hastânesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Vakıf Gurebâ Hastânesi
İstanbul’da Şehremini semtindeki vakıf olarak yapılan hastâne.
12 Kasım 2011 Cumartesi Saat 15:59

VAKIF GUREBÂ HASTÂNESİ

Sultan Abdülmecîd Hanın hayır yapmayı çok seven annesi Bezm-i Âlem Vâlide Sultan tarafından yaptırılmıştır. 1843’te İstanbul’da çok sayıda ölüme sebep olan çiçek hastalığı sonucunda sağlık kurumlarının yetersiz kaldığını gören İkinci Mahmûd’un kadın efendilerinden olan, Birinci Abdülmecîd’in annesi Bezm-i Âlem Vâlide Sultan bir hastâne yaptırmak istedi. Mekan olarak Çapa ile Vatan Caddesi arasında bulunan, o zamanki adıyla Yenibahçe Çayırı uygun görülerek hastâne yapılmaya başlandı. 1845’te hizmete açıldı.

Kuruluşundan iki yıl sonra hazırlanan bir vakfnâmeyle Bezm-i Âlem Gurebâ-ı Müslimin Hastânesi adıyla garip, elden ayaktan düşmüş, fakir, kimsesiz Müslümanlara tahsis edildi. Tam anlamıyla garipler, fakirler hastânesi olan Gurebâda, her türlü muâyene ve tedâvi ücretsiz olarak yapılırdı. Çünkü Bezm-i Âlem Vâlide Sultan, hastâneyi ve vakfı kurarken ücretsiz muâyene ve tedâvi şartı koymuştu. Hastânenin o günkü şartlara ve dînî inançlara göre hazırlanan tâlimatnâmesi çok mükemmel kabul edilmektedir. İdârî ve diğer konularda karşılaşılabilecek bütün hususlar hattâ hasta kabul ve tedâvi şartları bile, en ince noktalarına kadar belirtilmiştir.

Hastânede hekim, cerrah, eczâcı ve diğer işleri yürütecek personel maaşlı olarak bulunuyordu. Çalışma gece gündüz olup, evli olan hekimler haftada üç gün evlerine gidebiliyorlardı. İlk kuruluşunda hastânede 12 koğuş ve 210 yatak vardı. İlk başhekimi Kaymakam Ahmed Beydi. Vebâ ve buna benzer bulaşıcı hastalıklar koğuşu öbürlerinden ayrıydı. Hastâne 1894 yılındaki depremden büyük zarar gördüğünden, hastalar Okmeydanı’nda yaptırılan yerlere taşındı. Tâmirat bir senede bitirildi. Bu arada hastâneye havagazı tertibatı bağlandı. Daha sonra 1920’ye kadar çok sayıda tâmirat yapılarak yeni ilâve ve servis hizmet birimleri açıldı. Hastâne tam teşekküllü hizmet verecek duruma getirildi.

Vakıf Gurebâ Hastânesi, Cumhûriyet döneminde ödenek yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğüne 1 Mayıs 1924’te de yönetim yönünden Sıhhat ve Muâvenet-i İctimâiye Vekâletine bağlandı. 1924-25 öğretim yılındaHaydarpaşa Tıp Fakültesinde okuyan talebeler için Gurebâ Haseki ve Cerrahpaşa hastânelerinden istifâde edilmeye karar verilince, hastâne öğretim görevine başladı. Uzun zaman, gerek talebe, gerekse klinik olarak Tıp Fakültesi istifâdesinde kaldı.

Evkaf Nâzırı Hayri Efendi zamânında 1910’da Yukarı Gurebâ’da yapımına başlanan ek idâre ve poliklinik binâsı ancak 1942’de bitirilebildi. Tıp Fakültesi poliklinikleri buraya taşındı.

1956 yılında hastânenin yönetimi; Vakıflar Genel Müdürlüğüne bağlandı. Bu târihlerden sonra ek inşaat yapımları devam etti. Yukarı Gurebâ’da diş hekimliği fakültesinin ve diğer bâzı kliniklerin de kurulmasıyla İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi bütün kuruluşlarıyla Yukarı Gurebâ’ya taşındı. 1965 yılında da buranın mülkiyeti satın alındı.

Vakıf Gurebâ, zamânımıza kadar şu isimler altında hizmet vermeye devam etti. Gurebâ Hastânesi, Bezmiâlem Hastânesi, Gurebâ-i Müslimîn Hastânesi, Vâlide Sultan Hastânesi, Vakıf Gurebâ Hastânesi, Bu günkü ismiyse (1993) Bezmiâlem Vâlide Sultan Vakıf Gurebâ Hastânesi. Hastâne, Vakıflar Genel Müdürlüğüne bağlı katma bütçeli bir hastânedir. On dört servisin hizmet verdiği hastânede 400 yatak vardır. 1969’da temeli atılarak yapımına başlanan 700 yataklı yeni Gurebâ Hastânesinin binâsı (1991) bitirilerek hizmete girmiştir. Eski binâ ise tâmire alındı. Ayrıca onkoloji servisi mevcuttur. Hastâne eğitim amaçlı da kullanılmaktadır.
Yeni Rehber

Bu yazı toplam 534 defa okundu.
GoogleGoogle YahooYahoo FacebookFacebook DiggDigg Del.icio.usDel.icio.us
RedditReddit TwitterTwitter friendfeedfriendfeed myspacemyspace bloggerblogger
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş..
GÜNDEM
ALINTI YAZARLAR
“ ‘Vurun’ dedi, vurduk!” mantığı
YAVUZ BAHADIROĞLU
Mısır`ın fethi Osmanlı`ya dünya hakimiyetinin kapılarını açmıştı.
ERHAN AFYONCU
M.Kemâl Paşa Ne Yazık ki Hakikati Anlatmamıştır!...
AHMET ANAPALI
Devrim tarihinde bir gezinti
AYŞE HÜR
Cahili Kuşatmaya Karşı Cemaleddin Afgani’nin Örnekliği
HAMZA TÜRKMEN
Türkiye, nasıl içeriden teslim alındı?
YUSUF KAPLAN
Kimliksiz Şehir: İslahiye
MUSTAFA YILDIZ
Kahire de sizin Saraybosna da..
İBRAHİM KARAGÜL
Sadece tekkeler mi kapatıldı?
D.MEHMET DOĞAN
MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE
Cumhuriyet’te para-meta oyunu
ŞAMİL TAYYAR
Üniversite sınavında ter döken çocuklarımız...
SİBEL ERASLAN
Çanakkale'de Almanlara karşı savaşıyor da olabilirdik
MUSTAFA ARMAĞAN
Gündemden Notlar
AHMET VAROL
Devrimden çıkarılacak dersler
A. DİLİPAK
Mısır uleması ve 90'lık kahramanı
MUSTAFA ÖZCAN
Mübarek sonrası
SERDAR DEMİREL
AHMET KALKAN
Liberal eleştiri ve öneri
ALİ BULAÇ
Kıbrıs
HAKAN ALBAYRAK