TARiH VE KÜLTÜR
___Tarih, genelde insanliğin, özelde de
milletlerin geçmişini inceleyen bir bilimdir. Ders alinmasi, ayni hatalara
tekrar tekrar düşülmemesi kaydiyla okunmasi, öğrenilmesi bir anlam ifade eder.
Geçmişle gelecek arsinda köprü vazifesi gören tarih ilmi ancak bu şekilde asil
misyonunu icra eder, yarinlara daha güvenle bakabilir ve daha sağlam adimlarla
ilerleyebiliriz. Bu noktada tarihe, “bir milletin hafizasidir” da diyebiliriz.
____Kültür ise bir toplumun tarihi seyri ve tekâmülü içinde ürettiği ve
kuşaktan kuşağa aktardiği her türlü maddi ve manevi değerler bütünüdür. Kolay
oluşmaz. Kültür, bir toplumun öz kimliğini oluşturur, milleti millet yapan
değerlerdendir ve onu diğer toplumlardan farkli kilar. Kültür, toplumun yaşayiş,
hissediş ve düşünüş tarzidir. Tarih ve kültürü birbirinden ayiramayacağimiz
gibi, her ikisinin de var oluşunda inanç değerlerinin önemli ve belirleyici bir
faktör olduğunu da vurgulamamiz gerekir.
____Bunu yabancilar da çok iyi
biliyorlar ki, bizi biz yapan değerleri yok edecek, bizi alt edebilecek, aile
kavramini çökertecek, tarihimizden ve ait olduğumuz medeniyetten uzaklaştiracak,
aramizdaki saygiyi, sevgiyi ve güveni bitirecek, dili ve karşilikli anlaşmayi
yozlaştiracak planlari 40- 50 sene öncesinden yapiyorlar ve aşama aşama tatbik
ediyorlar. Amaçlari belli, silahla yapamadiklarini bu yolla hem de kat kat fazla
tahribatla yapmak.
____Millet olarak biz, tarih âlimlerince insan denizi
de denen Çin sinirinda dünya sahnesine çiktik. Gün geldi güçlendik, Çin’e
saldirdik. Gün geldi zayifladik, geri çekildik. Uzaydan çekilen dünya
fotoğraflarinda yeryüzündeki tek insan eseri olarak görülebilen Çin Seddinin
Çinliler tarafindan inşasi da bu Türk baskilari sonucundadir.
____Söz
buraya gelmişken bir anekdotu yazmadan geçmek istemiyorum: Başbakanimiz Recep
Tayyip ERDOğAN iki sene evvel Çin’e resmi bir ziyaret için gittiğinde, resmi
görüşmeler dişinda, gezi proğraminda Çin Seddine de giderler. Belirli bir yere
kadar araçlarla gittikten sonra dik bir rampada uzun yürüyüş etabina gelirler ve
herkesin çok yorulduğu bir esnada Çin Devlet Başkani, Başbakanimiza dönerek:
“Sn. Erdoğan, çok yoruldunuz galiba?” diye sorduğunda başbakan Erdoğan’in cevabi: “Bu soruyu bir Türk’e soramazsiniz, bu seddi siz durduk yere boşuna
yapmadiniz” bu tarihe geçecek cevap bir
devlet adiminda olmasi gereken tarih ve milli kültür şuuruyla ancak mümkündür.
____Tarihin o devrinde o coğrafyada temel geçim kaynaği hayvancilik
olduğu için, hayvanlarin beslenmesi maksadiyla yağmur damlasini takip ederek,
engin Ota Asya bozkirlarinda otlak arayişiyla göçebe bir hayat tarzi ve buna
bağli olarak da göçebe kültür değerleri gelişti. Birlik beraberlik duygusunun
tezahürü olarak devlet ve vatan kutsallik kazandi. Devlet Baba ve Ana Vatan
kavramlari bu hayat tarzi ve kültür içerisinde oluştu. Sonuçta da atalarimiz çok
geniş alanlara yayilarak, farkli farkli devletler kurduklari için Türk tarihini
araştirmak, incelemek ve doğru bir şekilde öğrenmek oldukça zorlaşti.
____Tarihçi evvela dinini iyi bilmeli. Geleneklerini, yaşadiği toplumun
değer yargilarini ve sosyal yapisini iyi bilmelidir. inancin tarihte, sanatta,
kültür ve medeniyette etkisinin önemini anlamak için Selimiye’ ye, Süleymaniye’
ye bakmamiz yeterlidir. Tarihçi yazar Mehmed Niyazi ÖZDEMiR Hocamiz bu hususta
şöyle der: “Mimar Sinan 62 yaşindayken mimarbaşi
oldu. Müslüman olmasaydi hiçbir camiyi yapamazdi. Michelangelo, 15 sene boyunca
yonttuğu taşa, kendi iç dünyasindaki tatmin duygusu sonucunda “Musa” dedi.
Dostoyevski, inanci olmasaydi Suç ve Ceza’ yi yazabilir
miydi? ” islamiyetin ve
Hristiyanliğin etkisiyle vücuda getirilen eserlerle ilgili örnekler daha da
çoğaltilabilir.
____Bizim tarih, kültür ve inancimizin iki temel
dinamiği vardir. Birincisi Orta Asya bozkirlarindan getirilen kültür ve
medeniyetimiz ki buna fizik boyutu diyebiliriz. Bir de metafizik boyutu olan
Mekke-Medine kökenli ruh ve inanç temeli vardir. Batinin bizden çekinmesi,
korkmasi, hatta bizi yani şark islam dünyasini tanimak maksadiyla Oryantalizm
bilim dalini oluşturmalari bizim bu metafizik köklerimizden dolayidir.
____Bir atasözü şöyle der: “Aslanlar kendi
tarihçilerini yetiştirinceye kadar avcilik hikâyeleri hep avcidan yana
olacaktir.” Kendi tarihimizi hep başkalarindan öğrenmeye mahkûm
edilişimiz açisindan çok ciddi ve hakli bir sözdür bu. Orta Asya’da islam öncesi
dönemle ilgili tarihimizi Çin yilliklarindan, Osmanli devriyle ilgili tarihimizi
de bize önyargiyla bakan batili tarihçilerin kitaplarindan öğrendik yillarca.
Türk tarihinin ve edebiyatinin ilk yazili eserleri olan Orhun kitabelerini çözen
ve okumayi başarabilen Danimarkali bir filologdur. Yillarca lise ders
kitaplarinda tarihimizin, yabancilarin bakiş açisiyla okutulmasi sonucunda kendi
tarihine, kültürüne, medeniyetine ve tüm değerlerine yabanci bir neslin
yetişmesi de kaçinilmaz oldu.
____Tarihi yazan, tarihi yapana sadik
kalmak zorundadir. Biz millet olarak hep tarih yaptik, içimizden tarih yapan çok
kahramanlar çikardik. Ama tarihi yazmaya vakit mi bulamadik, yoksa tarih yazacak
tarihçiler mi yetiştiremedik, durup düşünülmesi gereken bir noktadir.
____Kendi kültürümüz yaşanacak, yaşatilacak ve vicdan ve iman sahibi
tarihçiler tarafindan yazilacak. Tarihimizi ve kültürümüzü gelecek nesillere
doğru aktaracak tarihçileri yetiştirmekten başka çaremiz yok, inancindayim.
Gazi Hüseyin KILBAş
17.12.2008