Sultan Abdulhamid'i Anlamak
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sultan Abdulhamid'i Anlamak
Peki, kimdir Abdulhamid Han. Bazılarının dediği gibi “Kızıl Sultan” mı yoksa “Ulu Hakan” mı.
31 Aralık 2010 Cuma Saat 09:38

ABDULHAMİD’İ ANLAMAK

     Son zamanlarda ülkemizde meydana gelen olumsuz gelişmelerin artması toplumumuzu derinden sarsmış, İnsanlar bu sarsıntılı dönemde kendilerini nasıl bir geleceğin beklediği konusunda tedirgin bir ruh hali içerisine girmişlerdir. Gerçekten de insanımızı ne gibi gelişmelerin beklediği tereddütlü bir konudur. Böylesine zor bir dönemeçteki toplumumuzun imdadına ise her zamanki gibi “Tarih” yetişmektedir ve insanlar arasında son günlerde bir “Tarihe” yöneliş söz konusudur. Çünkü tarihi olayların günümüze olan etkileri herkes tarafından kabul edilmektedir. Bir yandan tarihi olaylar günümüzü etkilerken, diğer yandan içinde bulunduğumuz durum “Tarih”in tekrar incelenmesi ve ondan dersler çıkarılmasını zorunlu hale getirmektedir.

   “Tarih”in bu kadar önemli bir hale gelmesi ve insanlar arasında “Tarih”i şahsiyetlere karşı bir merakın uyanmasına sebep olmaktadır. Yakın tarihimizde yaşayan devlet adamlarının kişilikleri şu sıralar çok revaçtadır. Bu şahsiyetlerin başında gelenlerden birisi şüphesiz ki Sultan İkinci Abdulhamid Han’dır. Baktığımız zaman Abdulhamid hakkında her gün yeni bir şeylerin ortaya çıktığını görmekteyiz. Ama ortaya çıkan bu şeylerin ne kadar güvenilir olduğu tartışma konusudur.     

   Bu gün 10 Şubat 2008. Bir başka ifadeyle Sultan İkinci Abdulhamid Han’ın vefatının doksanıncı yıldönümü. Fakat ne yazık ki, günümüzde, insanlar için bu tarih, dolayısıyla Sultan İkinci Abdulhamid Han pek fazla bir anlam ifade etmemektedir. Çünkü aradan tam doksan yıl geşmiş ve Abdulhamid Han dönemi hafızalardan silinmiştir. Bu yüzden Abdulhamid Han ve onun döneminde yaşanan olaylar günümüz toplumunun büyük bir kesimi tarafından bilinmemektedir. Aslında insanlar Abdulhamid’i tanımamak konusunda bir bakıma haklıdırlar. Çünkü Abdulhamid  döneminin üzerinden çok zaman geçmiş o dönem etkisini çoktan kaybetmiştir. Böyle bir durumda Abdulhamd’i tanımak insanlara pek ilgi çekici gelmemektedir.   

     Aslında bir çok değerli bilim adamı, tarihçi, araştırmacı ve aydın Sultan İkinci Abdulhamid ile ilgili çalışmalar yapmış ve onun hakkında aydınlatıcı bilgiler vermişlerdir.

      Fakat bu bilgiler Abdulhamid ile ilgili başka bir sorunu ortaya çıkarmaktadır: Abdulhamid’i anlamak… Evet Abdulhamid hakkında bir çok şey yazılmış, bir çok fikir ortaya atılmıştır. Fakat bu yazılan yazıların, savunulan fikirlerin çokluğu ve aralarındaki çelişkiler Abdulhamid’i anlamayı ve onun hakkında sağlıklı bir düşünceye sahip olmayı olduğudan daha da güç bir hale getirmektedir. Bir yandan onu anlatmak için pek çok olağan üstü söylem ortaya atılmakta ve ona olmaz türlü iltifatlar yakıştırılmakta; diğer  yandan ise onun hakkında pek çok karalayıcı iftira atılarak ona karşı toplumda kötü bir imaj oluşturulmaktadır. Böyle bir durumda insanların kafasında Abdulhamid ile ilgili birbirinden karmaşık düşünceler oluşmaktadır. Bu düşünceler ise tarih şuurundan yoksun olan günümüz toplumunu daha şuursuz bir hale getirmektedir.

     Peki, kimdir Abdulhamid Han. Bazılarının dediği gibi “Kızıl Sultan” mı yoksa “Ulu Hakan” mı. Hatta daha da geniş bir soru soracak olursak değerli bir şahsiyet midir Abdulhamid Han, yoksa bizim için hiçbir anlam ifade etmeyen, sıradan bir Osmanlı Padişahı mı. Sahi nedir Abdulhamid’in bizimle ilgisi. Onu anlamak bize ne kazandıracaktır. Ne faydası vardır abdulhamid’i anlamanın...?  Bu ve buna benzer pek çok soru insanların kafalarını sürekli meşgul etmekte ve Abdulhamid hakkında birbirinden çelişkili düşünceler oluşmaktadır. Bu durumda herkesin kafasında farklı bir Abdulhamid portresi meydana gelmekte, böylece onu anlamak daha da zorlaşmaktadır.

     Aslında Necip Fazıl Kısakürek’in de dediği gibi “Abdulhamid’i anlamak her şeyi anlamaktır”. Çünkü Abdulhamid Han dönemi, içinde pek çok bilinmezi barındıran ve günümüzle de çok yakından ilgili olan olayların yaşandığı karmaşık bir dönemdir. Bir kere onun dönemi İmparatorluğun yıkılışının son aşamasının yaşandığı bir dönemedir. Öncelikle böyle bir dönemde, yıkılmak üzere olan bir devletin başına geçen padişahın 33 yıl tahtta kalabilmesi ve bu süre içinde devrin en güçlü devletlerine karşı Osmanlı Devleti’ni  dimdik ayakta tutabilmesi araştırılması gereken, ilginç bir konudur. Günümüz modern Türkiye’sinde en güçlü hükümetlerin bile ömrü ancak beş on yılla sınırlı kalırken aAbdulhan Han nasıl olmuş da  Osmanlı devleti’ni 33 yıl idare edebilmiştir.(Burada akla ilk gelen şey tarihi olayların günümüz düşüncesi ile değerlendirilmemesi gerektiğidir. Fakat o dönem Osmanlı Devleti’nde Abdulhamid öncesi ve sonrasına bakıldığında çok uzun süren iktidarlar görülmemektedir.) Dahası yıkılmak üzere olan bu devlet 33 yıllık Abdulhamid döneminde dimdik ayakta iken, Abdulhamid’den sonraki 10 yıl kadar kısa bir sürede içinde nasıl yerle yeksan olmuştur. 

     Abdulhamid dönemi bu ve buna benzer daha pek çok gizli gerçeklerle dolu farklı bir pencereden bakılması gereken bir dönemdir. Eğer biz bu bakış açısını yakalayabilir ve o dönemin önemini kavrayabilirsek, Abdulhamid’i gerçekten anlayabilme şansına sahip olabiliriz. Bu bakış açısını yakalayabilmek ve Abdulhamid dönemini aydınlatabilmek ise sadece o dönem olaylarını bilmek ve başkalarına da baştan sona anlatmakla mümkün değildir. Bunu başarmak için bilinen şeylerin ötesini kavrayabilmek, gerçeklerin derinliklerine inip onları su yüzüne çıkarmak ve bu gerçekleri herkesin görebilmesini sağlamak gerekmektedir.Ancak böyle bir düşünce tarzıyla Abdulhamid gerçekten anlaşılacak ve belki de onun döneminde yaşananların “benzerlerinin” günümüzde de hala yaşanmakta olduğu görülecektir. Böylece Abdulhamid’i anlamanın gerçekten de  her şeyi anlamak olduğu ortaya çıkacaktır. 

Etiketler: Sultan Abdulhamid'i Anlamak
tarihsuuru.com
Bu yazı toplam 1836 defa okundu.
GoogleGoogle YahooYahoo FacebookFacebook DiggDigg Del.icio.usDel.icio.us
RedditReddit TwitterTwitter friendfeedfriendfeed myspacemyspace bloggerblogger
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş..
GÜNDEM
ALINTI YAZARLAR
“ ‘Vurun’ dedi, vurduk!” mantığı
YAVUZ BAHADIROĞLU
Mısır`ın fethi Osmanlı`ya dünya hakimiyetinin kapılarını açmıştı.
ERHAN AFYONCU
M.Kemâl Paşa Ne Yazık ki Hakikati Anlatmamıştır!...
AHMET ANAPALI
Devrim tarihinde bir gezinti
AYŞE HÜR
Cahili Kuşatmaya Karşı Cemaleddin Afgani’nin Örnekliği
HAMZA TÜRKMEN
Türkiye, nasıl içeriden teslim alındı?
YUSUF KAPLAN
Kimliksiz Şehir: İslahiye
MUSTAFA YILDIZ
Kahire de sizin Saraybosna da..
İBRAHİM KARAGÜL
Sadece tekkeler mi kapatıldı?
D.MEHMET DOĞAN
MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE
Cumhuriyet’te para-meta oyunu
ŞAMİL TAYYAR
Üniversite sınavında ter döken çocuklarımız...
SİBEL ERASLAN
Çanakkale'de Almanlara karşı savaşıyor da olabilirdik
MUSTAFA ARMAĞAN
Gündemden Notlar
AHMET VAROL
Devrimden çıkarılacak dersler
A. DİLİPAK
Mısır uleması ve 90'lık kahramanı
MUSTAFA ÖZCAN
Mübarek sonrası
SERDAR DEMİREL
AHMET KALKAN
Liberal eleştiri ve öneri
ALİ BULAÇ
Kıbrıs
HAKAN ALBAYRAK