Osmanlı’da tıp öğretimi ve otopsi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Osmanlı’da tıp öğretimi ve otopsi
Osmanlı’da batılılaşma faaliyetleri ile tıp öğretimi arasında yakın bir ilişki vardır. Avrupa’ya ilk gönderilen öğrenciler tıp eğitimi almak için gönderilmiş
13 Ekim 2011 Perşembe Saat 09:26

Osmanlı’da batılılaşma faaliyetleri ile tıp öğretimi arasında yakın bir ilişki vardır. Avrupa’ya ilk gönderilen öğrenciler tıp eğitimi almak için gönderilmiş, Osmanlı Devleti’nde ilk tıp okulu Tanzimat’ın ilan edildiği tarihte atılmıştır. II.Abdülhamit tıp öğretimine ayrı bir önem vermiş, fakat kendisine karşı ilk muhalif harekette yine tıp öğrencilerinden gelmiştir.   

belge.20100402174853.jpg

Adli Tıp’ın da hemen hemen batıyla aynı tarihlerde başladığı Osmanlı vesikalarıyla anlaşılmaktadır. Kişilerin can ve mal ehemmiyetinin sağlanması, suçluların saptanabilmesi, kişilerin ölüm sebeplerinin anlaşılması devlet kendisini sorumlu görmüş ve adalet ve yargı arasında bir bağ kurmuştur.

belge2.20100402174902.jpg

Aslında otopsinin batıdaki gelişmelerle başladığını söylemek doğru değildir. Çünkü 29 Kasım 1968 tarihine ait bir belgede saray cerrahlarından Ebubekir Halife'’nin ilm-i teşrih adıyla otpsi dersleri verdiği geçmektedir.

belge3.20100402174912.jpg

22 Nisan 1847 tarihli bir belgede otopsinin layıkı ile öğrenilebilmesi için ve icra edilebilmesi için tersanede kaza sonucu ölen bir işçinin cesedi padişahın emri ile Mekteb-i Fünun-ı Tıbbıye’ye gönderilmiştir. Bu fermanda ayrıca daha önce esir pazarında ölen cariye ve kölelerin kullanıldığı fakat esir pazarlarının yasaklanmasından sonra ceset bulmakta güçlük çekildiği bu nedenle köle, cariye ve esirlerden ölenlerin hükümete bildirilmesi gerektiği belirtilmiş.

belge4.20100402174923.jpg


Otopsi için ailenin izni gerekirdi

Otopsinin yapılabilmesi için ailenin izin vermesi gerekiyordu. 27 haziran 1884 tarihli bir vesikaya göre vefat eden Hanya liman reisinin cesedine ailesinden izin alınmayarak otopsi yapılması üzerine Hanya belediye doktoru görevinden alınmış. Liman reisinin ölümünün koleradan olduğu şaiyası sonucu otopsi yapıldığı fakat ailesinin izni olmadığı için bir suç sayıldığı belirttirilerek otopsi yapılırken bahriye tabibi ve karantina doktorunun da bulunmasının zorunlu olduğu bildirilmiş. Otopsi yapanların hangi maksatla olursa olsun tıp kanununa aykırı davrandıkları için görevlerinden azledilmişlerdir.

Hayvanlara da otopsi yapılmış

17 Ocak 1895 tarihli bir belgede ise Malta’da ahırda öldüğü iddia edilen bir binek hayvanı  için otopsi istenmiş yapılan otopsiye göre binek hayvanının ahırda ölmediği talim sırasında öldüğü yapılan otopsiyle anlaşılmış.

Cinayet olayları  otopsi ile aydınlatılırdı

Zaptiye Nezareti Etıbba Dairesi, vefa’da karabaş otu içtikten sonra ölen Mediha Hanım adında bir kadının cesedi ile ilgili otopsisi istenmiş, İncelemeler sonucu kadının hamile olduğu, kocası tarafından çocuğunu düşürmesi için zorla karabaş otu içirildiği yapılan tetkikler sonucu anlaşılmış.

belge5.jpg

Başak bir belgede ise zehirlenerek vefat ettiği iddia edilen bir çocuğun ölüm sebebinin anlaşılması  için gerekli organlı adli tıpa gönderilerek tetkik edilmesi istenmiş.  Belgede ayrıca çocuğun üç buçuk kaşık şurup içtiği bu miktarda yaklaşık bir buçuk miligram morfin bulunabileceği, bu miktarın ölüme sebep verecek bir miktar olmadığı  için ölüm sebebinin araştırılması istenerek içtiği maddenin cinsi, ve miktarının bilinmesinin yanı sıra ölenin sıhhı durumu, geçirdiği hastalıkların da araştırılması istenmiş.

Otopsi yapılanların masrafları  ailelerinden, suçlu bulunanlardan karşılanır eğer ekonomik durumları  iyi değilse vilayetin mal sandığından karşılanırdı.

Dünya Bülteni

Etiketler: Osmanlı’da tıp öğretimiotopsi
tarihsuuru.com
Bu yazı toplam 442 defa okundu.
GoogleGoogle YahooYahoo FacebookFacebook DiggDigg Del.icio.usDel.icio.us
RedditReddit TwitterTwitter friendfeedfriendfeed myspacemyspace bloggerblogger
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş..
GÜNDEM
ALINTI YAZARLAR
“ ‘Vurun’ dedi, vurduk!” mantığı
YAVUZ BAHADIROĞLU
Mısır`ın fethi Osmanlı`ya dünya hakimiyetinin kapılarını açmıştı.
ERHAN AFYONCU
M.Kemâl Paşa Ne Yazık ki Hakikati Anlatmamıştır!...
AHMET ANAPALI
Devrim tarihinde bir gezinti
AYŞE HÜR
Cahili Kuşatmaya Karşı Cemaleddin Afgani’nin Örnekliği
HAMZA TÜRKMEN
Türkiye, nasıl içeriden teslim alındı?
YUSUF KAPLAN
Kimliksiz Şehir: İslahiye
MUSTAFA YILDIZ
Kahire de sizin Saraybosna da..
İBRAHİM KARAGÜL
Sadece tekkeler mi kapatıldı?
D.MEHMET DOĞAN
MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE
Cumhuriyet’te para-meta oyunu
ŞAMİL TAYYAR
Üniversite sınavında ter döken çocuklarımız...
SİBEL ERASLAN
Çanakkale'de Almanlara karşı savaşıyor da olabilirdik
MUSTAFA ARMAĞAN
Gündemden Notlar
AHMET VAROL
Devrimden çıkarılacak dersler
A. DİLİPAK
Mısır uleması ve 90'lık kahramanı
MUSTAFA ÖZCAN
Mübarek sonrası
SERDAR DEMİREL
AHMET KALKAN
Liberal eleştiri ve öneri
ALİ BULAÇ
Kıbrıs
HAKAN ALBAYRAK