Osmanlı Donanmasındaki kadırgaların artması ceza hukukuna yeni bir yaptırım eklenmesine sebep oldu; bilerek orman yakmanın cezası müebbet kürek çekmek gibi…
Her toplumda olduğu gibi Osmanlı’da da suçlunun cezasını bulması, haklıya da hakkının teslim edilebilmesi için bir takım yaptırımlar uygulanmaktaydı. Bu yaptırımlar çıkış noktalarını kimi zaman İslam ceza hukukundan kimi zaman Osmanlı’nın kendi iç dinamiklerinden, kimi zaman da diğer ülkelerin ceza hukukundan almaktaydı.
Osmanlı’da idam, celd (sopa ve çomak diye de bilinir), hapis, sürgün, para gibi cezaların yanı sıra tam olarak ilk ne zaman uygulanmaya başlandığı bilinmemekle beraber 16. asrın ortalarından itibaren bazı hükümlerde kürek cezasına rastlamak mümkündür.
Tamamıyla yelkenli gemilere geçene kadar, Osmanlı donanması ağırlıklı olarak Çekdiri sınıfı, Kadırgaları kullanmıştır. Bu tür gemiler kürekle hareket ettirilip, yelkenin yardımcı unsur olarak kullanıldığı gemilerdir. 17. yüz yılın ikinci yarısına kadar Osmanlı donanmasının asıl yapısını hızlı manevra kabiliyetine sahip, kadırgalar teşkil etmekteydi. Bu dönemde artmış olan kürekçi ihtiyacının, donanmanın çıkmış olduğu seferler dolayısıyla olduğu anlaşılmaktadır. Rodos seferinde(1522) kırk bin, İtalya ve Adriyatik seferinde (1537) otuz bin, Halku’l-Vad seferinde kırk sekiz bin kürekçi toplanmıştır. Bu ihtiyaca binaen kürek cezasının ihtisas edildiği ayrıca 16. asrın başlarında Venedik’te uygulandığı ve oradan görülerek de Osmanlı’da uygulanmaya başlandığı düşünülmektedir.
Kürek çekme cezası içerik olarak, İslam Ceza Hukukundaki ta’zir cezası muhtevası içerisine giren suçlarla aynı muameleyi görür. Örneğin; adam öldürme veya öldürmekle itham, hırsızlık ve yan kesicilik, haydutluk, eşkıyalık ve onlara yataklık etme, fesada, fuhşiyat, sahtekârlık ve sahte belge düzenleme, kalpazanlık, fermana itaatsizlik, tuğra taklit etme, terazide noksan tartma, casusluk yanında bilerek orman yangınına sebep olma gibi ceza gerektiren durumlarda uygulanmıştır.
Kürek çekme cezası alanlar, en az altı ay ile müebbet arsında değişen cezaî sürelere çarptırılmışlar, ancak suçlu kişinin durumu göz önüne alınarak altı aydan daha az bir sürede serbest bırakılanlar da olmuştur.
Ayşegül Sarıyaşar-Dünya Bülteni