Osmanlı’da Kadın Yeri ve Hayatı
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Osmanlı’da Kadın Yeri ve Hayatı
Batı’nın Osmanlı kadınına bakışı “Harem” eksenlidir. Osmanlı sarayındaki haremi bir “Mutsuz kadınlar hapishanesi” olarak algılamışlar, haremdekiler hakkında fantastik hikâyeler uydurmuşlardır.
04 Aralık 2010 Cumartesi Saat 00:05
Oysa harem, yabancı yazarların hiç görmeden yazdıkları seyahatnamelerinde anlattıkları gibi, bir “mutsuz kadınlar hapishanesi” değil, öncelikle padişahların evidir.
İkincisi: Kadının dikkat, liyâkat ve zekâsına göre yükseldiği bir “Kadın Üniversitesi”dir (Erkeklerinki de Enderun’dur).
Yedi-sekiz senelik mecburi bir eğitim sürecinde çeşitli sınavlardan geçtikten sonra, “çırak” çıkarılanlar (birisiyle evlenip haremden ayrılan cariyeler) yerleştikleri semtin öğretmenliğini yapar, o semtin kadınlarına ve kızlarına okuma yazma, edep-erkân, hayır-hasenat, nezaket, görgü, Kur’an-ı Kerim, biçki-dikiş, nakış, oya, dantel öğretirlerdi.

“Saraylı Ana”nın konağında haftanın belirli günleri yapılan “kadın kadına” toplantılarda güzel sesli hafızlar Kur’an okuduktan sonra, çeşitli kitaplar okunur ve okunan metin üzerine ciddi tartışmalar gerçekleşirdi.
Böylece “Saraylı Ana”nın konağı bir nevi “Halk Üniversitesi”ne dönüşürdü. Mahallenin kadınları ve kızları da bu “üniversite”nin öğrencileri olur, bu sayede bilgi ve görgülerini artırırlardı.
Zaten kitap okumak, Osmanlı saray kadınının tutkusuydu. Padişah eşlerinin ve kızlarının özel dairelerinde, haremde bulunan genel kütüphanenin dışında mutlaka bir kitaplık bulunurdu.
Çocuklarımızın doğru düzgün yetişmemesinde, sanırım kadının kitaptan kopuşunun büyük rolü var. Bilgisiz ilgi, çocukların geleceğini inşa etmiyor!
Malum “Yuvayı dişi kuş yapar.”
Atasözü deyip geçmeyin: Bilirsiniz, atasözleri hayatın içinde damıtılmış tecrübeleri yansıtır. Bu bakımdan önemsenmelidirler.
Önemsediğim atasözlerinden biri de işte bu “Yuvayı dişi kuş yapar” sözüdür. Bu atasözünde, toplumun oluşumunda kadının konumu vurgulanıyor.
Onu “ailenin bel kemiği” yapıyor.
İsveçli Prof. Gaston Jezz bu gerçeği keşfedebilmiş nadir Avrupalılardan biridir. Şöyle diyor:
Ben Batılı bir âile hukuku profesörü olarak diyorum ki; Türk milletinin elinden âile nizâmını alınız, geriye hiçbir şey kalmaz.
Bu nizamın mimari kadındır ve bunun için de baş tacıdır!
A. L. Castellan ise şöyle diyor: “Türkler başkalarının kadınlarına azami derecede hürmet ederler ve gezinti yerlerinde tesadüf ettikleri kadınlara gözlerini dikip bakmayı haram sayarlar.”

Mareşal Moltke’nin söylediklerine de bir göz atalım:
İtiraf etmeliyiz ki; bizde bir genç kız, nişanlılıktan evliliğe geçince bir derece daha itibardan düşer. Çünkü şehvetperest erkeklerin âşıkane iltifatları kesilir. Şarkta ise evlilik, kadını yüceltir; zira evin tek hâkimi kadındır.
Mareşal Moltke’nin sözlerini yüksek sesle tekrarlayalım:
“Evin tek hâkimi kadındır.”
Evin hâkimi olan topluma da hükmeder!
Demek oluyor ki, bize öğretilenin aksine, Osmanlı kadını ezilen, horlanan, aşağılanan bir tip değil, saygı gören bir figürdür.
Geleceğin padişahları (şehzadeler) bile onların elinde yetişir.

(Yavuz Bahadıroğlu, Yeni Akit, 2010-10-18)

***

Osmanlı’da en yüksek maaş kime veriliyordu?

En fazla maaşı padişah alıyor sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Benjamin Franklin Ödüllü yazar Aslı Sancar, Osmanlı Devleti’nde en yüksek maaşı padişahların değil Valide Sultanlar’ın aldığını söyledi. Sancar, “Valide Sultan’a, padişahın maaşının 3 katı veriliyordu” dedi.”Osmanlı’da Kadının Yeri” üzerine araştırmalar yapan ünlü yazar Aslı Sancar, batının Osmanlı Kadını hakkındaki peşin hükümlerini “Osmanlı Kadını: Efsane ve Gerçekler” isimli kitabıyla silmeyi başardı. Sancar’ın İngilizce olarak kaleme aldığı eser, Avrupa’nın en prestijli ödülü olan Benjamin Franklin’e layık görüldü. 2008 yılı Tarih/Politika ve kapak tasarımı kategorilerinde ödülleri kucaklayan kitap, batının Osmanlı kadını hakkında doğru bildiği yanlışları, tarihi belgelerle düzeltiyor.

KAYITLAR İNCELENDİ

Sancar şöyle konuştu; “Avrupalılar, Osmanlı kadını hakkında bilgi edinebileceği kaynak konusunda sıkıntı yaşıyor. Batı, yıllarca Osmanlı Devleti’nin kadına 2. sınıf vatandaş muamelesi yaptığını düşündü. Kadının hapsedildiğine inandırıldılar. Kitabı okuyunca da Osmanlı’nın gözlerindeki imajının değiştiğini belirttiler. Bu beni çok mutlu etti.”

Osmanlı Devleti’nde kadına olağanüstü hakların verildiğini anlatan Sancar, mahkeme kayıtlarını incelediğini belirtti. Sancar sözlerini şöyle sürdürdü; “İngiltere’de yüz yıl öncesine kadar kadının dava açma ve mal sahibi olma hakkı yoktu. Ancak eşi üzerinde mahkemeye gidebilirdi. Kendi malı varsa bile evlendiği zaman bütün hakkı eşine geçiyordu. Osmanlı’da ise kadın dava açabilir, evlilik kontratı imzalayabilir, eşinin mirasından yararlanabilirdi. Kadın, eşine verdiği parayı bile geri isteyebilirdi.

ADALETLİ DAĞILIM

Sancar, Osmanlı’da kadının hapsedildiğinin doğru olmadığının da altını çizdi. Dönemde kadınların çeşitli işlerde çalıştığını belirten ünlü yazar, her birinin de hakkının verildiğini kaydetti. Sancar, sarayda çalışan işçiden padişaha kadar herkesin maaş aldığını söyleyerek, “Ben en yüksek maaşı sultanın aldığını düşünüyordum. Araştırmalarım sonucunda Valide Sultan’ın maaşının oğlunun maaşından yüksek olduğunu gördüm. Hatta Valide Sultan’a, padişahın maaşının 3 katının verildiği öğrendim” dedi.

GEÇMiŞE GÖNÜL VERDİ

Aslı Sancar

Aslı Sancar 1944”tte Amerika’da doğdu. Ohio State Üniversitesi İngiliz Edebiyatı Bölümü’nü bitirip, aynı bölümde master yaptı. 2 yıl öğretim görevlisi olarak çalıştı. Eşiyle üniversite okurken tanıştı. 1969′da Müslüman oldu. 1976′da Türkiye’ye yerleşti. 1980′de Osmanlı’da Kadın ve Aile Dergisi’nde yazılar yazdı. Türkiye’de Osmanlı Kadını’nın hayatını, hakkında karşılaştığı yorumların doğru olmadığını düşünerek araştırmaya başladı.

Münevver Çakıltaş, Bugün

Etiketler: Osmanlı’da Kadın YeriHayatı
tarihsuuru.com
Bu yazı toplam 3357 defa okundu.
GoogleGoogle YahooYahoo FacebookFacebook DiggDigg Del.icio.usDel.icio.us
RedditReddit TwitterTwitter friendfeedfriendfeed myspacemyspace bloggerblogger
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş..
GÜNDEM
ALINTI YAZARLAR
“ ‘Vurun’ dedi, vurduk!” mantığı
YAVUZ BAHADIROĞLU
Mısır`ın fethi Osmanlı`ya dünya hakimiyetinin kapılarını açmıştı.
ERHAN AFYONCU
M.Kemâl Paşa Ne Yazık ki Hakikati Anlatmamıştır!...
AHMET ANAPALI
Devrim tarihinde bir gezinti
AYŞE HÜR
Cahili Kuşatmaya Karşı Cemaleddin Afgani’nin Örnekliği
HAMZA TÜRKMEN
Türkiye, nasıl içeriden teslim alındı?
YUSUF KAPLAN
Kimliksiz Şehir: İslahiye
MUSTAFA YILDIZ
Kahire de sizin Saraybosna da..
İBRAHİM KARAGÜL
Sadece tekkeler mi kapatıldı?
D.MEHMET DOĞAN
MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE
Cumhuriyet’te para-meta oyunu
ŞAMİL TAYYAR
Üniversite sınavında ter döken çocuklarımız...
SİBEL ERASLAN
Çanakkale'de Almanlara karşı savaşıyor da olabilirdik
MUSTAFA ARMAĞAN
Gündemden Notlar
AHMET VAROL
Devrimden çıkarılacak dersler
A. DİLİPAK
Mısır uleması ve 90'lık kahramanı
MUSTAFA ÖZCAN
Mübarek sonrası
SERDAR DEMİREL
AHMET KALKAN
Liberal eleştiri ve öneri
ALİ BULAÇ
Kıbrıs
HAKAN ALBAYRAK