YÜZYILIN REZALETİNE SESSİZ KALMA !!!
TARİHSUURU.COM / ENGİN YİĞİTOĞLU
Memleketin hatırı
sayılır bir tv kanalında, yine hatırı sayılır bir produksyon ekibi, hazırladıkları bir dizi film ile, içlerinde
biriktirdikleri yüzyılın kinini, öfkesini ve nefretini hamasetle, ihtişamlı bir
tarihe inat, milletin gözleri içine baka baka kusuvermiş ve kustukları yerde bezelyelerle
"HAREM" diye not düşmüşlerdi. Gerçekte ise bu iğrenç ötesi durum,
tarihe "yüzyılın rezaleti" diye geçecek, kara bir lekeden başka bir
şey değildir.
Aslına bakarsanız
bu bir protesto yazısıdır. Ançak yazının türü ve tepkinin tarzı ve hatta oranı
üzerinde uzunca bir düşünce etüdüne girmedim de değil. Sonunda şu kanıya
vardım: "Bu yazı bilimsel olamazdı." Çünkü bu dizi filmini
hazırlayanların niyeti bilimsellikten ziyade, temelinde politik bir
provakasyondu. Bu nedenle, biz bu gaflet ve dalalet emsali kişilere, haremin
işlevselliği hakkında ne söylersek söylemiş olalım, bir anlam ifade etmiş
olmayacaktı. O taktirde, bu yazı bir tepki yazısı olmalıydı. Fakat bu sefer de,
tepkiyi ve oranını iyi ayarlamak gerekiyordu. Demem o ki, kaş yapalım derken,
göz çıkarmamak gerekiyordu. Aksi halde kurulan tuzağa ve istenilen noktaya,
milli ve manevi değerlerine hassas bir kesim olarak çekilmiş olacaktık.
Evet, bu
fütursuzca ve bir o kadar da cürretkarca hazırlanan konsept, özünde yılların
kinini ve hasetini barındırıyordu. Gerçi biz bu tarz oyunlara öylesine
alışmıştık ki, bizim için pekte şaşılası bir durum olmamıştı bu sahne. Neden
derseniz, lütfen "yeşilcam" hafızamızı biraz yoklayalım. Yaklaşık
yüzyıldan bu yana nasıl bir "imam" portresi çizdikleri aşikardır.
Keza tüm milli ve manevi değerlerle nasıl dalga geçilmiş olduğu, yine bariz
ortadadır. Garip milletimiz bu "TV BASKISI" yüzünden evlatlarına; Şaban
veya Ramazan isimlerini dahi koyamaz oldular. Keza yakın tarihte de, bir Gaffur
karekteri vardı degil mi? Bırakalım filmleri; bu ülke, bünyesinde çok değerli
akademisyenleri barındıran Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi gibi bir
ilim merkezinde, Zekeriya Beyaz gibi bir faciayı, dekan olarak görmüştür. Tüm
bu olaylar aslında çok planlı ve programlı bir soğuk savaş tekniklerinin misalleriydi.
Yani milli ve manevi değerlerine bağlı inanan insanlarımız, hep bu tarz ezik,
silik ve pasif olmalıydı. Kafalarındaki tasavvur buydu çünkü. Ama artık her şey
değişti.
Aslında tepkinin
ölçüsü noktasında ki, düşünceli tavır da , bu durumun bir yansımasıdır. Çünkü,
bu tarz yaklaşımlar dediğim gibi bilimsel değil, politiktir. Ve artık bu tarz
eylemler halkımız içinde pirim görmemekte, hatta ve hatta ters teper hale
gelmiş durumdadır. Nihayet bu sorumsuzca hareketler, milli ve manevi
değerlerine hassas tüm Anadolu İnsanı'nın üzerinden, sadece ve sadece toz
almaktan başka bir vasıf taşımamaktadır. Nedeni ise, artık şuurlu, aklı selim
vatandaşlarımız, bu tür iğrenç saldırılara karşı, daha bir kenetlenir hale
gelmiştir. Dolayısıyla, bu türden yaklaşımlar, safların daha sık tutulmasını
sağlamaktan baska bir şey değildir.
Gelinen bu
noktada, bizler biliyoruz ki, bu karanlıktan gelmiş ve yine karanlığa doğru yol
alan zihniyet, aydınlığa boğulur ve tüm ayrıcalıklarını yitirir hale gelmiştir.
Artık bir köşeye sıkışmış biçaredirler. Kulak tırmalayıcı çığlıklarından başka
bir iğrençlik yöntemleri kalmamıştır. Ve şu anda bu son görevi de ifa
etmektedirler. Tabi diğer taraftan bizlerin de tepkileri ve refleksleri
sınanmaktadır. Ama ne yaparlarsa yapsınlar artık boş. Üstad Kadir Mısıroğlu'nun
dediği gibi, artık zemin kayıyor, ayaklar ters yöne diretse ne çıkar. Cemil
Meriç'in tabiriyle; bu "karanlık yolcuları" da ilahi ışıktan paylarına düşeni alacaklardır. İsteseler de
istemeseler de. Şimdi sözü gerçek sahibine İstiklal Şairimiz Mehmet Akif'e
bırakıyoruz:
Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem,
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdı mi hatta boğarım..
- Boğamazsın ki!
- Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam;
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boynum.
Tepkilerimizi Yöneltebileceğimiz Adres ve Telefonlar
Show Tv. Tel : +90 212 355 01 01
Show Tv. Fax: +90 212 280 63 02
RTÜK Şikayet Hattı: 444 1 178 ,
Show Tv Şikayet Hattı:(0 212) 355 01 01
Show Tv. E-mail : info@showtvnet.com