Muhteşem Yüzyıl Dizisinin işlediği cinayete Sessiz Kalmıyoruz
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Muhteşem Yüzyıl Dizisinin işlediği cinayete Sessiz Kalmıyoruz
bizler biliyoruz ki bu karanlıktan gelmiş ve yine karanlığa doğru yol alan zihniyet, aydınlığa boğulur ve tüm ayrıcalıklarını yitirir hale gelmiştir.Sağa solu küfrettiler yetmedi. Şimdi ecdada sövüyor
05 Ocak 2011 Çarşamba Saat 15:22

YÜZYILIN REZALETİNE SESSİZ KALMA !!!

TARİHSUURU.COM / ENGİN YİĞİTOĞLU

     Memleketin hatırı sayılır bir tv kanalında, yine hatırı sayılır bir produksyon ekibi,  hazırladıkları bir dizi film ile, içlerinde biriktirdikleri yüzyılın kinini, öfkesini ve nefretini hamasetle, ihtişamlı bir tarihe inat, milletin gözleri içine baka baka kusuvermiş ve kustukları yerde bezelyelerle "HAREM" diye not düşmüşlerdi. Gerçekte ise bu iğrenç ötesi durum, tarihe "yüzyılın rezaleti" diye geçecek, kara bir lekeden başka bir şey değildir.

     Aslına bakarsanız bu bir protesto yazısıdır. Ançak yazının türü ve tepkinin tarzı ve hatta oranı üzerinde uzunca bir düşünce etüdüne girmedim de değil. Sonunda şu kanıya vardım: "Bu yazı bilimsel olamazdı." Çünkü bu dizi filmini hazırlayanların niyeti bilimsellikten ziyade, temelinde politik bir provakasyondu. Bu nedenle, biz bu gaflet ve dalalet emsali kişilere, haremin işlevselliği hakkında ne söylersek söylemiş olalım, bir anlam ifade etmiş olmayacaktı. O taktirde, bu yazı bir tepki yazısı olmalıydı. Fakat bu sefer de, tepkiyi ve oranını iyi ayarlamak gerekiyordu. Demem o ki, kaş yapalım derken, göz çıkarmamak gerekiyordu. Aksi halde kurulan tuzağa ve istenilen noktaya, milli ve manevi değerlerine hassas bir kesim olarak çekilmiş olacaktık.

     Evet, bu fütursuzca ve bir o kadar da cürretkarca hazırlanan konsept, özünde yılların kinini ve hasetini barındırıyordu. Gerçi biz bu tarz oyunlara öylesine alışmıştık ki, bizim için pekte şaşılası bir durum olmamıştı bu sahne. Neden derseniz, lütfen "yeşilcam" hafızamızı biraz yoklayalım. Yaklaşık yüzyıldan bu yana nasıl bir "imam" portresi çizdikleri aşikardır. Keza tüm milli ve manevi değerlerle nasıl dalga geçilmiş olduğu, yine bariz ortadadır. Garip milletimiz bu "TV BASKISI" yüzünden evlatlarına; Şaban veya Ramazan isimlerini dahi koyamaz oldular. Keza yakın tarihte de, bir Gaffur karekteri vardı degil mi? Bırakalım filmleri; bu ülke, bünyesinde çok değerli akademisyenleri barındıran Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi gibi bir ilim merkezinde, Zekeriya Beyaz gibi bir faciayı, dekan olarak görmüştür. Tüm bu olaylar aslında çok planlı ve programlı bir soğuk savaş tekniklerinin misalleriydi. Yani milli ve manevi değerlerine bağlı inanan insanlarımız, hep bu tarz ezik, silik ve pasif olmalıydı. Kafalarındaki tasavvur buydu çünkü. Ama artık her şey değişti.

     Aslında tepkinin ölçüsü noktasında ki, düşünceli tavır da , bu durumun bir yansımasıdır. Çünkü, bu tarz yaklaşımlar dediğim gibi bilimsel değil, politiktir. Ve artık bu tarz eylemler halkımız içinde pirim görmemekte, hatta ve hatta ters teper hale gelmiş durumdadır. Nihayet bu sorumsuzca hareketler, milli ve manevi değerlerine hassas tüm Anadolu İnsanı'nın üzerinden, sadece ve sadece toz almaktan başka bir vasıf taşımamaktadır. Nedeni ise, artık şuurlu, aklı selim vatandaşlarımız, bu tür iğrenç saldırılara karşı, daha bir kenetlenir hale gelmiştir. Dolayısıyla, bu türden yaklaşımlar, safların daha sık tutulmasını sağlamaktan baska bir şey değildir.

     Gelinen bu noktada, bizler biliyoruz ki, bu karanlıktan gelmiş ve yine karanlığa doğru yol alan zihniyet, aydınlığa boğulur ve tüm ayrıcalıklarını yitirir hale gelmiştir. Artık bir köşeye sıkışmış biçaredirler. Kulak tırmalayıcı çığlıklarından başka bir iğrençlik yöntemleri kalmamıştır. Ve şu anda bu son görevi de ifa etmektedirler. Tabi diğer taraftan bizlerin de tepkileri ve refleksleri sınanmaktadır. Ama ne yaparlarsa yapsınlar artık boş. Üstad Kadir Mısıroğlu'nun dediği gibi, artık zemin kayıyor, ayaklar ters yöne diretse ne çıkar. Cemil Meriç'in tabiriyle; bu "karanlık yolcuları" da ilahi ışıktan  paylarına düşeni alacaklardır. İsteseler de istemeseler de. Şimdi sözü gerçek sahibine İstiklal Şairimiz Mehmet Akif'e bırakıyoruz:

 

Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem,

Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.

Biri ecdadıma saldırdı mi hatta boğarım..

- Boğamazsın ki!

- Hiç olmazsa yanımdan kovarım.

Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam;

Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.

Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?

Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boynum.

Tepkilerimizi Yöneltebileceğimiz Adres ve Telefonlar

Show Tv. Tel : +90 212 355 01 01

Show Tv. Fax: +90 212 280 63 02

RTÜK Şikayet Hattı: 444 1 178 ,

Show Tv Şikayet Hattı:(0 212) 355 01 01

Show Tv. E-mail : info@showtvnet.com


Etiketler: Muhteşem Yüzyıl Dizisinin işlediği cinayete Sessiz Kalmıyoruz
tarihsuuru.com
Bu yazı toplam 548 defa okundu.
GoogleGoogle YahooYahoo FacebookFacebook DiggDigg Del.icio.usDel.icio.us
RedditReddit TwitterTwitter friendfeedfriendfeed myspacemyspace bloggerblogger
Yorumlayan:
salih
Tarih:06 Ocak 2011 Perşembe Saat 22:34
Hürriyet Ama küfredenlere Hürriyet
Eren Beye katılıyorum. Diziden rahatsız oluyorsak izlememeliyiz. Sonuçta bu dizilerin sebeb-i vücudu bizler değil miyiz? Ayrıca Hürriyet bu ülkede nedense sadece küfredenlere var. 5816 Atatürk'ü koruma kanunu ne menem bişeydir. Atatürk'ü koruma altına alanlar neden acdadı korumuyor. Mustafa Belgeselinde Atatürk muhipliğini Sarı Zeybekle tescil etmiş Can Dündar belgeselden neler çekmişti. Adamı düpedüz mahkemeye verdiler
Yorumlayan:
Eren Bahadıroğlu
Tarih:06 Ocak 2011 Perşembe Saat 20:10
Yazık..!!
Bilmem ne demeli bu dizilere.Hele izleyene ne demeli.Tüm dünyaya bakınız bizden başka geçmişini kötüleyen yoktur.Ayrıca dizide verilmek istenenlerde tamamen ecdad kalelerine saldırıdır.Hürriyet böyle birşey...
Yorumlayan:
Selman
Tarih:05 Ocak 2011 Çarşamba Saat 22:24
Vatan Hainleri
Bu diziyi çevirenler bu vatanın hainleridir. PKK'dan hiçbir farkları yoktur. PKK askerimizi şehit ederek cinayet işliyor. Bunlarda tarihimizi katlederek cinayet işliyor
GÜNDEM
ALINTI YAZARLAR
“ ‘Vurun’ dedi, vurduk!” mantığı
YAVUZ BAHADIROĞLU
Mısır`ın fethi Osmanlı`ya dünya hakimiyetinin kapılarını açmıştı.
ERHAN AFYONCU
M.Kemâl Paşa Ne Yazık ki Hakikati Anlatmamıştır!...
AHMET ANAPALI
Devrim tarihinde bir gezinti
AYŞE HÜR
Cahili Kuşatmaya Karşı Cemaleddin Afgani’nin Örnekliği
HAMZA TÜRKMEN
Türkiye, nasıl içeriden teslim alındı?
YUSUF KAPLAN
Kimliksiz Şehir: İslahiye
MUSTAFA YILDIZ
Kahire de sizin Saraybosna da..
İBRAHİM KARAGÜL
Sadece tekkeler mi kapatıldı?
D.MEHMET DOĞAN
MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE
Cumhuriyet’te para-meta oyunu
ŞAMİL TAYYAR
Üniversite sınavında ter döken çocuklarımız...
SİBEL ERASLAN
Çanakkale'de Almanlara karşı savaşıyor da olabilirdik
MUSTAFA ARMAĞAN
Gündemden Notlar
AHMET VAROL
Devrimden çıkarılacak dersler
A. DİLİPAK
Mısır uleması ve 90'lık kahramanı
MUSTAFA ÖZCAN
Mübarek sonrası
SERDAR DEMİREL
AHMET KALKAN
Liberal eleştiri ve öneri
ALİ BULAÇ
Kıbrıs
HAKAN ALBAYRAK