Çağdaşı olan devrin büyük simaları ile teşriki mesai etmiştir. Aksiyon adamı olan Akif İnan hakkında herkesin söyleyecek mutlaka bir çift sözü vardır.
31 Aralık 2010 Cuma Saat 17:21
Reklam
Her eylem yeniden diriltir diyordu Merhum Akif İnan, günümüzün pasif müslümanlarına inat, Akif İnan, üzerine çok yazılacak bir şair hakkında çok şey söylenecek bir yazar ve model alınacak bir eylem adamıdır.
Çağdaşı olan devrin büyük simaları ile teşriki mesai etmiştir. Aksiyon adamı olan Akif İnan hakkında herkesin söyleyecek mutlaka bir çift sözü vardır.
Hakkında yazılanları Okumak için Üstad'ın sayfasını ziyaret etmek kafi. Vefatı üzerine hakkında yazılmış yazılar
Memur Sendikaları Konfederasyonu(Memur-Sen)Kurucu Genel Başkanı, Merhum Şair-Yazar Mehmet Akif İnan, 3 Ocak 2011 Pazartesi Günü Saat 19’da ölümünün 11. yıl dönümünde sevenleri tarafından anılacak.
Şanlıurfa Belediyesi, Memur-Sen ve Türkiye Yazarlar Birliği Şanlıurfa Şubesi işbirliğinde Urfa City AVM’de yer alan Şanlıurfa Belediyesi Nikah ve Konferans Salonu’nda 3 Ocak 2011 Pazartesi Günü Saat 19’da düzenlenecek olan “Şair Mehmet Akif İnan ve Sendikacılık” konulu panelde, sendikacılığının yanı sıra şair, yazar ve eğitimci kimlikleriyle tanınan M.Akif İnan sevenleri tarafından bir kez daha rahmetle anılacak.
Merhum M.Akif İnan’ın Kardeşi Dr. Ahmet İnan ve Belediye Başkanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba’nın birer selamlama konuşması yapacağı geceye birbirinden önemli isimler davet edildi.
Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu, Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, Yazar Zübeyir Yetik, TYB Vakfı Başkanı Dr. Mehmet Doğan ve Türkiye Yazarlar Birliği Genel Başkanı İbrahim Ulvi Yavuz’un konuşmacı olarak davet edildiği panelde katılımcılar kendi ifadeleriyle Merhum M.Akif İnan’ı anlatmaya çalışacaklar.
Din ve Edebiyat Konferansından
KRONOLOJİK SIRAYA GÖRE HAYATI
1940/ 12 Temmuz'da Urfa'da doğdu.
1952/ İlkokulu bitirdi.
1958/ Urfa Lisesi'nden Maraş Lisesi'ne sürgün
gönderildi.
1958/ Bir grup arkadaşıyla Derya Gazetesi'ni çıkardı.
1959/ Maraş Lisesi'nden mezun oldu.
1959/ İlk Konferansını Urfalı Şairler üzerine
verdi.
1959/ Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı
bölümüne kaydoldu. İki sene sonra bıraktı.
1960/ Üstad Necip Fazıl ile Maraş'ta tanıştı.
1962/ Fakülteye tekrar girdi,1972'de mezun
oldu.
1962-1964/ Hilal Müessese Müdürlüğü'nü yaptı.
1965/ 23 Temmuz'da evlendi.
1967 / 10 Temmuz'da kızı Şakire Banu dünyaya
geldi.
1964-1969/ Türk Ocağı'nda faaliyet gösterdi.
1969/ Nuri Pakdil ile birlikle Edebiyat Dergisi'ni
kurdu.
1969-1972/ Türk Taşıt işverenleri Sendikası'ndauzmanlık görevinde bulundu.
1972 / İlk kitabı "Edebiyat ve Medeniyet Üzerine" yi
çıkardı.
1974/ İlk Şiir Kitabı Hicret'i çıkardı.
1975/ Kısa dönem askerlik yaptı.
1976-1990/ Mavera Dergisi'nde kurucu olarak yer
aldı.
1977-1980/ Gazi Eğitim Enstitüsü'ndeTürkçe öğretmenliği yaptı.
1977/ Eğilim Enstitüleri için Oktay Çağlar ile
beraber"Yeni Türk Edebiyatını hazırladı. (Ders
Kitabı)
1980/ Hac farizasını yerine getirdi.
1985/ "Din ve Uygarlık" ı (denemeler)
çıkardı.
1991/ "Tenha Sözler"i yayınladı.
1993-2000/ Eğitim-Bir'i kurdu ve başkanlığını
üstlendi.Aynı zamanda Memur-Sen
Konfederasyonubaşkanlığını yürüttü.
1998/ Kanal 7'de kültür ve sanat programı hazırlayıp
sundu.
1999/ Haziran'da rahatsızlandı ve ölümcül hastalığı teşhis edildi.
1999/Aralık'ta Urfa'ya döndü.
2000/ 6 Ocak'ta Urfa'da vefat etti.
Şiirlerinden Seçmeler
Şehir
Gazeli
Her
eylem yeniden diriltir beni Nehirler düşlerim göl kenarında
Ey
deprem gel yetiş bu şehirlerin doğayı çarptıran konumlarına
Doğ
ey güneş erit taştan adamı Ve kurut taşları diken elleri
Babamın gölgesi koruyor beni Oh ne güzel şehir bu eski
şehir
Dönüştür ey kalbim bahçeli eve Anlamı ezen o
makineleri
Kurtuluş haberi olsun dünyaya Ayırma üstümden bir an gölgeni
Umut Gazeli
Soyundum çileye dönmemesine
Bilendim ışıktan
gözyaşlariyle
Acılar umudu buldurur bize
Bir zırha büründüm bu çağa
karşı
Edep senin sabır benim derimdir
Askerler üretir sessiz ve
derin
Bayrağa dönüşen alnımdır şimdi
Ellerim ağların mahşer
makası
Türkümüz dünyayı kardeş bilendir
Gökleri insanın ortak
tarlası
Bir Işık Yalımı
Gözlerin kalbime değmeden önce
İstanbul o kuşlar acep
nerdeydi
Deniz ki dilimin lügat kitabı
Şarkılar kardeşim onlar
nerdeydi
İçimde sürekli yağmur bulutu
Ormanlar nehirler güller
nerdeydi
Bir ışık yalımı parmaklarındır
Anamın kızımın eli nerdeydi
Ülkemin çığlığı her saat zili
Nerde ortadoğu savaş nerdeydi
Gözlerin kalbime değmeden önce
Acılar gülüşler düşler
nerdeydi
Akşam
Yüzünde elleri sonsuz denizin
Gömelim yüreğe dediğim
durum
Saçların en derin bir gökyüzüdür
Varamaz ellerin
merdivenleri
Her an bir güvercin çırpınır durur
Kalb atışlarında ve
gözlerinde
Bir sırdır içinde evler anneler
Çocuklar başında bir yeşil
çelenk
Göklerden bir haber gibidir umut
Görünmez bir yerde saklanmış
mahcup
Su gibi içtiğin çok zor son on yıl
Sadakat anıtı bir
sonbahardır
Duygu ve sabırdan bir deri giydin
Kuşandın demektir
ölümsüzlüğü
Bulutlara gömülü sedeften yüzün
Dünyanı kuşatmış destansı
hüzün
Zaman
Susarak anlattın bütün gizliyi
Sakladım duygumu ben
konuşarak
Bir acı tarlası sessiz yüzünde
Aşkı yürürlüğe koyma
savaşı
İçimde bir düzen kaynaşmaktadır
Büyük ve çekingen
bakışlarından
En iyi anlatış artık susmaktır
Anladım bunu ben seni
bilince
Gel denize yaslan yalnız denize
Sırrını denizler taşır
insanın
Zaman bir hızdır ve yıldızdır akan
Esneyen günler ve gece
üstünden
Bir uyku bölmezse anılarımı
Korkarım çıldırtır bu hayal
beni
Gözlerin ne kadar İstanbul öyle
Sebiller uçuşur
parmaklarında
Ortak günlerimiz tarih şöleni
Saçlarında sayfa sayfa
güneşi
İçimde bir sergi var portrelerin
Hayalim her yerde kavrar
gölgeni
Aşka ve tabiata ulaştır bizi
Gel kurtar bu şehrin
gürültüsünden
Terk etme nolursun bir eşya gibi
Ölümsüz bir hasret yaşarken
bende
Vurulmuş bir geyiktir sensiz zamanlar
İçimin ormanı bir yangın
yeri
Bir uyku bölmezse anılarımı
Korkarım çıldırtır bu hayal
beni
Istırap varoluş şartımız oldu
Esef etme yasım karaymış diye
Bir
yanım vahşîdir ürkütür seni
Aykırı düşerim sulhculüğüne
Bir gün deli gibi
sarsarak seni
Göklerin yolunu sorabilirim
Başımı taşlara
vurabilirim
Aklımdan çıkarsa anılarımız
Paramparçayım gel sen onar
beni
Topla aynalardan eski gölgemi
Göçebe ömrümü bağla zamana
Dağılsın
içimin karıncaları
Bir uyku bölmezse anılarımı
Korkarım çıldırtır bu hayal
beni
BİR ADIM ATARSAK..!
Akif İnan'ın şiirleri dilimizde!
Büyük Doğu-Diriliş-Edebiyat-Mavera çizgisinin
şairlerinin şiirleri müzik adamlarımız tarafından keşfedilmeyi
bekliyor!
03 Ekim 2010 Pazar 10:44
Yûnus'un, Hacı Bayram'ın, Pir
Sultan'ın, Aziz Mahmud'un ve daha nice büyük
şairimizin şiirleri müziğe aktarılarak halkın diline daha da kuvvetli bir
şekilde yerleşmiş; halkın diline, zihnine, kalbine...
Günümüzde de şairlerimizin şiirleri bestelenmektedir. Günümüz şairlerinin
bestelenmiş şiirlerinin küçük bir şanssızlığı vardır ama: Artık müzik sanattan
çok tüketim sisteminin bir aracı konumuna indirgendiği için müzik adına birçok
ürün ortaya konmakta ve bu pazarlıksız müzik ürünlerinin önünde bir perde, bir
engel olmakta.
Kimlerin şiirleri
bestelenmişti?
1940'larda Necip Fazıl'la başlayıp 1960 sonrası daha da
güçlenen yerli edebiyatın (buna İslamcı edebiyat diyenler de vardır) şiirlerinin
bestelenmesi, müzikle tanışması ise hayli sonra olmuştur. Bunda müziğin fıkhî
açıdan tartışılıyor oluşunun da etkisi olsa gerek. İlk tespit edebildiğimiz
çalışma 1987’de yapılmış olan "Gün Batıdan Doğmadan" albümünde
(o zamanlar kaset denilirdi daha çok) Mehmed Akif Ersoy'un,
Erdem Bayazıt ve Ahmet Mercan'ın şiirlerinin
bestelendiğini görüyoruz. Sonraki çalışma olan "Es Rahmet
Rüzgârı”ndaArif Nihat Asya, Sezai
Karakoç, Edip Gönenç, Necati Aykan'ın
şiirleri bestelenmiş. Sonraki çıkan müzik albümlerinde şu şairlerin şiirlerinin
bestelendiğini tespit edebiliyoruz: Osman Sarı, S. Arif
Emre, Mürsel Sönmez, Müştehir
Karakaya, Mustafa İslamoğlu, Alaeddin
Soykan, Yusuf Özkan Özburun, Mustafa
Özçelik, Cumali Ünaldı Hasannebioğlu, Arif
Ay, Mehmet Efe, Nurullah Genç,
Hakan Albayrak.
Taner Yüncüoğlu ve Ömer Karaoğlu
besteledi İnan’ın şiirlerini
Akif İnan'ın şiirlerinden ise yedi tanesi bestelenmiş.
Bunlar “Şafak”, “Yiğitler”, “Ey Beyaz Ela”, “Umut Gazeli”, “Yürek Gazeli”,
“Şehir Gazeli” ve “Mescidi Aksa” şiirleri. İlk olarak “Şafak” şiiri 1989 yılında
bestelenmiş Taner Yüncüoğlu tarafından.
"Andolsun" isimli albümde yer alıyor. “Şafak” şiiri sonradan
bazı mısraları değiştirilerek “İlk Cemre” albümünde de yer
alır.
Taner Yüncüoğlu,
sonradan dört şiirini daha besteler Akif İnan'ın. “Seninle
Beklenen” albümünde “Yiğitler”, “Ey Beyaz Ela” şiirleri;
“Çağıltı” albümünde “Umut Gazeli” şiiri ve
“Serzeniş” albümünde “Yürek Gazeli” şiiri bestelenmiş olarak
mevcuttur. “Yiğitler” şiiri 1991 yılında yayımlanan “Allah Dedim
Yürüdüm” isimli albümde de yer almaktadır; ilk önce Malcolm
X isimli bir bant tiyatrosu için bestelenen şiir sonradan “Allah Dedim
Yürüdüm”e de alınmış.
Akif İnan'ın bestelenmiş şiirleri arasında belki de en meşhuru Ömer
Karaoğlu'nun bestelediği “Şehir Gazeli”dir. Bu beste Ömer Karaoğlu'nun
albümüne de adım verir: “Doğ Ey Güneş”. Karaoğlu sonradan bu besteyi
“İzler” isimli seçme bestelerinin bulunduğu albüme de alır.
Önüne geçmek mümkün
olmayacak
Mescid-i Aksa şiiri ise ezgili bir şekilde daha çok gençler arasında
söylenmektedir.
Dileğimiz şudur ki, tüm dönemsel yalpalamalara, içerdenmiş gibi görünenlerin
ihanetlerine rağmen Türk müziğinin yakın bir gelecekte Büyük
Doğu-Diriliş-Edebiyat-Mavera çizgisinin açtığı çığırdan gelen şiirlerle daha da
güçlenmesinin önüne geçmek inşallah pek mümkün olmayacak.
İnşallah!
Ama tabii bu müziği zenginleştirecek şiirin gücünü görebilmek için ufuk
lazım, göz lazım!