19. Yüzyılın son çeyreği ile 20. Yüzyılın başında Osmanlı İmparatorluğu içinde özgürlükler için mücadele veren çeşitli gruplar belirlenmiştir. 1865'de İstanbul'daki Belgrat Ormanında piknik yapan altı genç, ki bunların arasında Necip Paşa'nın torunu Mehmet, Kayazâde Reşad, Menapirzâde Nuri ve Âyetullah Bey vardı. Bir süre sonra Namık Kemal’i de yanlarına çeken bu gençler İttifak-ı Hamiyyet adında gizli bir dernek kurdular. Bunların ortak tutumları Âli ve Fuat Paşaların siyasetine muhalefetleriydi.
İktidardaki bu paşaları Avrupa büyük devletleri karşısında fazla tavizci buluyor, buna rağmen Osmanlı bütünlük ve egemenliğinin yine de gerektiği gibi korunamadığına, devletin dağılmaya doğru gittiğine inanıyorlardı. İç siyasette ise bu kişiler Paşaların ağır bir istibdat (Zulümle hüküm idare etmek) kurduklarını, bir süredir yürütmeğe başladıkları gazeteciliklerinin önüne dikilen yaptırım ve engellerden idrak ettiler.
Kendilerince, bu durumda yapılacak şey, halka siyasal haklar tanımak olarak göründü. Böylece, Müslüman olmayan halkın Osmanlı Devletinden ayrılmak istemesi için, ya da Büyük Devletlerin azınlıklardan yana müdahalesi için bir neden kalmıyordu. Çünkü böyle bir düzende halk, yalnız Tanzimat’ın getirdiği nimetlerden yararlanmakla kalmayacak, kendi siyasal kaderini de kendi tâyin edecekti. Tabiî, bu sayede Tanzimat Paşalarının istibdadı da son bulmuş olacaktı. Demek ki meşrutiyeti istemekle, bu gençler hem devleti kurtarmakta olduklarına, hem de daha demokratik bir siyasal düzen uğrunda mücadele ettiklerine inanıyorlardı.
1867'de, kişisel nedenlerle Fuat Paşayla çekişmesi dolayısıyla Paris'te zengin bir sürgün hayatı yaşayan Mısır Prensi Mustafa Fazıl Paşa da Osmanlı ülkesindeki meşrutiyetçi akımın içinde olduğunu göstermek amacıyla, Fransızca bazı mektuplar yayımladı. Bunlardan birinde, kendisini Genç Türkiye Partisinin temsilcisi olarak sundu. Bu yakıştırma Avrupa'da tutundu. Akımın böyle bir ad alması üzerine örgüt de, daha sonra Paris'te Namık Kemal, Ziya, Ali Suavi'nin katılmasıyla yeniden kurulduğunda, Yeni Osmanlılar Cemiyeti adını benimsedi. Zaten İttifak-ı Hamiyyet'in kurucuları, örgütlenirken Avrupa'daki «genç» örgütleri, özellikle İtalya'daki Carbonari Cemiyeti'ni örnek almışlardı. Böylece artık «hasta adam» denen Osmanlı Devletini özgürlükçü yollardan kalkındırmak amacını güdenlere, Fransızca «Jeune Turc- Jon Türk» denildi. Bilindiği üzere, 19. Yüzyılda feodaliteye karşı mücadele eden liberal-köktenci hareketler «genç» adıyla anılıyordu. Bunların en ünlüsü 1831'de Mazzini tarafından kurulan ve İtalya'nın cumhuriyet yönetimi altında birleşmesini amaçlayan Genç İtalya örgütüydü. Avrupa'da, gerek I. Meşrutiyet için çalışan Namık Kemallerin kuşağına, gerekse II. Meşrutiyet için çalışanlara Jön Türk denildiği halde, Türkiye'de Jön Türk deyince daha çok 1889'dan sonraki dönemde, II. Meşrutiyet için çaba gösterenler anlaşılmaktadır. İlk devrimci kuşak ise Türkiye'de daha çok Yeni Osmanlılar diye tanınmaktadır (bazı yazarlar bunlara Genç Osmanlılar da demektedirler.) Tarık Zafer Tunaya; Yeni Osmanlılar hareketine Avrupa'da Jön Türk denilmiş olmasından hareketle, 1889'dan sonraki akım için «İkinci Jön Türk hareketi» deyimini de kullanmıştır. Jöntürkler kavramı uzun süre, Osmanlı topraklarında yetişen, devlet idaresine karşı gelen ve yabancılar tarafından yönlendirilen ihtilâlcilerin tamamının ortak adı olmuştur.
Kaynak: AKŞİN, Sina, Jöntürkler ve İttihat ve Terakki, İmge Yayınları, 2007
Cüneyt Tepe
Dünya Bülteni