Hıristiyanlığın en
temel tartışmalarından biri İS 310 yıllarında başladı. Dört havari tarafından
yazılan birbirinden farklı İncil'lerin yanı sıra uydurma İncil'ler de
çoğalmıştı. Roma İmparatoru Konstantin Hıristiyanlığı kabul edince bu
İncil'lerin birleştirilmesini istedi. Kilise önderlerinden Arius, bu yeni
İncil'in ve İsa'nın Tanrı olduğu inancının yanlış olduğunu savundu. Arius'un
görüşleri taraftar toplamaya başlayınca kilise önde gelenleri ve imparator
harekete geçti.
İmparator Konstantin, Roma İmparatorluğu'nda resmi din
olacak Hıristiyanlığın temel standartlarının belirlenmesi ve Ariusçuluğun
önlenmesi amacıyla bir toplantı düzenledi. Davet edilen bütün episkoposlara ve
diğer kilise liderlerine, senatörlere tanınan haklar tanınır; bütün giderler
İmparatorluk tarafından karşılanır. Konstantin'in de katıldığı ancak oy
kullanmadığı konsil 325 yılında İznik'te toplandı ve İznik Konsili diye anıldı.
Bu toplantı, bir geleneğin başlatıcısı oldu ve o tarihten bugüne kadar 21 konsil
toplandı. Katolik ve Ortodoks görüşlerin temellerini oluşturan kararlar bu
konsüllerde alındı. Ancak, kilise, 1054 yılında Katolik ve Ortodoks diye ikiye
bölündüğü için, Ortodokslar, bu tarihe kadar olan sekiz konsülü kabul ederler.
Bu sekiz konsül şunlardır: I. İznik Konsili (325), I. İstanbul Konsili (381),
Efes Konsili (431), Kadıköy Konsili (451), II. İstanbul Konsili (553), III.
İstanbul Konsili (680), II. İznik Konsili (787), IV. İstanbul Konsili (869).
Bundan sonraki konsüllerin tamamı Avrupa'da toplandı.
İznik Konsili'nde Arius
aforoz edilmiş, İsa'nın Tanrılığı meselesi de 'Oğul ile Baba'nın aynı tözden
olduğu' teziyle benimsenmişti. Bu kilise ile devletin dayanışma içine girmesinin
ilk örneğiydi. II. İznik Konsili ise 'İkonoklazm' tartışmasını çözüme bağlamak
üzere düzenlendi. İkonlara saygı gösterilmesi ama tapınılmaması kararlaştırıldı.
Konsillerin toplanmasından anlaşılacağı üzere İznik, o zamanlar dinsel bir
merkezdi. 365 yılında metropolitlik merkezi olan kentin tam ortasında Ayasofya
Kilisesi, 4. yüzyıla ait bir bazilikaydı. Bugün yalnızca duvar kalıntıları
görülebilir. Koimesis ve Hisios Trifonos kiliselerin de temelleri günümüze
ulaşmış durumda. Bizans dönemine ait saray ise İznik Gölü'nün suları altında.
Kentteki sukemerleri de yine Bizans döneminden kalma.