Müslümanların ortak tarihinde bilinmeyen çok sayıda ortak
fedakârlıklar, sevinçler, acılar ve hüzünlerle doludur. Bugün olduğu gibi dün de
bayramımız birdi. Bugün olduğu gibi şehitlerimize her yerde gıyabi cenaze
namazları kılınırdı.

Biz
üniversite yıllarında hangi âlimin Türk ya da Arap olduğunu tartışırken
atalarımız bunu açıklamanın bile fitne olacağını düşünerek birlik içinde güçlü
olabileceğimizi aşılıyordu. Tarih bizden uzak değil. Yanı başımızda eserleriyle,
hatıralarıyla, yazdıklarıyla kütüphanelerde bizi sabırla bekliyor.
Osmanlı?nın özellikle son döneminde oldukça dikkate değer hatıralar
vardır. Bunlardan biri ordumuza uçak almak için açılan kampanyada bütün Osmanlı
kadınlarının yardımına başvuran Belkıs Şevket Hanımdır. Bu yardımı duyurmak için
de hayatını tehlikeye atarak o zamanın uçağına binmeyi göze alır.

Belkıs Şevket Hanım Tayyare elbisesi içinde.
Tayyarecilik âlemi ile Hanımlarımızın ilk teması.
Kendisi Osmanlı
Müdafa-i Hukuk-u Nisvan (kadınlar) Cemiyeti yönetimindendir.
Trablusgarp ve Balkan Harpleri özellikle anneleri, eşleri ve kız
kardeşleri daha çok etkilemiştir. Kaybettikleri yakınlarının acısı daha tazedir.
Bu arada, Balkanlardan çok sayıda mülteci de perişan halde İstanbul'da yaşıyor.
Ayrıca Büyük Balat yangını da İstanbul'u daha da perişan hale getirmiştir. Harp
yeni bittiği için ordunun ihtiyaçları devlet millet el ele gidermeye
çalışılıyor.
OSMANLI KADINI MÜCAHİTLERE UÇAK
ALIYOR
Belkıs Şevket Hanım Kadınlar Dünyası adlı dergide ilk uçan
Müslüman Osmanlı Kadını olması hasebiyle uçağa olan ihtiyacın nedenlerini
anlatıyor: Trablus'ta İtalyanların tayyarelerle susuz ve har (sıcak) çöller
ortasında namusu vatanı korumak için çalışan fedakâr ordumuzun karargâhlarını
bombalarla taciz, kuvvetlerini keşf ettikleri sıralarda bütün Osmanlılar gibi
ben de bu son buluştan mahrum olduğumuza çok üzüldüm. Bizim de acilen uçak
almamız gerektiği umum tarafından kabul gördü. Padişahın alıp orduya hediye
ettiği ilk uçakla halkı da teşvik etti. Devletin ve halkın yardımlarıyla çok
sayıda uçak alabildik. Böylece Balkan Harbinde uçak çok işimize yaradı.
Özellikle Çatalca Muharebesinde önemli rol oynadılar.
İLK MÜSLÜMAN KADIN PİLOT
Kadınlar Derneği orduya bir
uçak almak istiyor. Belkıs Şevket Hanım da İlk Uçan Müslüman Kadın fikrini
anlatıyor. Dernek bu görüşü kabul ederek kendisinin uçabileceğini onaylıyor.
Dernek bu münasebetle ilk uçan Müslüman kadın vasıtasıyla İstanbul semalarına
broşür atarak yardımı duyurmak istiyor. Alınan izinle bu gerçekleşiyor ve uçak
alınıyor. Bu anlayış yaygınlaşarak daha başka uçak ve donanmaya ihtiyaç duyulan
başka şeyler de alınıyor halk tarafından.

Belkıs Şevket Hanım ile Fethi Bey uçmadan önce çekilen bir
fotoğraf.
Kadınlar Dergisinde resmi müracaat şöyle anlatılıyor: Müdafa-i Hukuk-u Nisvan Cemiyeti resmi olarak üyelerinden birinin uçması için
müracaat etti. Aldığı cevap şöyle: .Öz hemşirelerimizin her türlü arzularını
yerine getirmek Türkiye'de cemiyet-i nisvandan ilki bir Müslüman kızı olmak
bizler içün en büyük saadet ve iftihar olacağından lütfen yalnız birinci kolordu
kumandanından bir kart almanız kifayet edebilir. Teşrif buyurulacak olursa
tayaran (uçmak) etmek kabil olacağını arzla şerefyap olurum efendim. Tayyare
Mektebi Müdürü Mümtaz Binbaşı Veli.
Bunun üzerin Birinci Kolordu
Kumandan Vekili Cemal Paşa'dan izin alınarak, şayet yağmur ve rüzgar olmazsa
pazara gitmeye karar verdik. Pazar hava muhalefeti nedeniyle 18 Kasım 1913
pazartesi günü cemiyetin üyeleriyle otomobillerle Ayastefanos'a gittik.
Yanımızda Almanya'nın Berliner Tagesblatt gazetesinin temsilcisi Madam Odon
Feldman da vardı.

Osmanlı
İslam Kadınlarının göstermekte olduğu cesaret-i medeniyeyi samimi sevinçlerle,
iftiharlar ile alkışlarlar. Beyhude hayallerle sakim efkarlar ile vakitlerini
zayi etmezler. Bu münasebetle Pazartesi günü arabalarla Osmanlı Müdafai Hukuk-u
Nisvan Cemiyeti azaları olduğu halde Ayastefanos'a Tayyare Mektebine varıldı.
Biraz istirahattan sonra Zat-ı Hazreti Padişahi cenab-ı alisinden muhterem
ordumuza hediye ettiği Osmanlı adlı ilk uçağımıza yöneldik. Bu gün muharremin
ilk günüdür. Tayyare de Osmanlı?nın ilk tayyaresidir. Savaşa sokulan ve ilk
kurşunu yiyen ilk gazi tayyaredir.
Belkıs Hanımın babası kızının
alnından öperek tayyareye bindirdi. Tayyare üçü on dört geçe Pilot Fethi Bey'in
kumandasında uçtu. Beyoğlu, Panğaltı, Hürriyet-i Ebediyye Tepesi Boğaziçi ve
Üsküdar üzerinden bin metre irtifada (yükseklikte) bir cevelan (gezinti) yapıp
Ayastefanos'a geri döndü.

Resim altında şunlar kaydediliyor:
Müdafa-i Hukuk-u Nisvan Cemiyeti erkânından bazıları. Astefanos'ta Tayyare
Mektebi Civarında. Türk Hanımları içinde cenah-ı fen ile semavata doğru pervaz
etmek şerefini ilk ihraz eden Belkıs Şevket Hanım oldu. Kadınlar Dünyası
mecmuasının muharrirlerinden ve Terbiye-i etfal ve musiki muallimlerinden olan
Belkıs Hanım Efendi Teşrini Saninin on sekizinci Pazar günü Ayastafanos'ta
Tayyareci Fethi Bey'in idare ettiği Osmanlı Tayyaresine binerek havayanmış ve
saat 3.15,'ten saat dörde kadar üç çar yek (üç çeyrek) zarfında ik yüz ile bin
metre irtifa ile Mekri Köyü, İstanbul, Beyoğlu, üzerinde dolaşarak yine mebde-i
tayarane avdet eylemiştir. Şayan-ı kayd olan bu tayaran-ı tarihinin muhtelif
manazırını kariine arz ediyoruz. Resmin en
altında büyük harflerle: Bir Türk Hanımının ilk hadise-i tayaranına dair
irtisamlar.
Belkıs Şevket Hanım uçtuğu esnada gökten şu
broşürü attı: Osmanlı Müdafaa-i Hukuk-u Nisvan Cemiyeti azasından ve Kadınlar
Dünyası Muharrirlerinden Belkıs Şevket Hanım Osmanlı ve İslam Kadınlığı Namına
havada tayaran ederken Kadınlar Dünyası ismiyle muhterem ordumuza bir tayyare
ihdası bila tefrik cins ve mezheb Osmanlı Kadınlığından bekler.
Belkıs Hanım uçağa nasıl bindiğini ve neler gördüğünü ayrıntısıyla
anlatıyor: Semalara doğru nuru hidayetle parlayan Hilalli minareler şamadanlar
içindeki mumlar gibi müşahede olunur. Ebniye ve emakin fenni çocuk
eğlencelerindeki küçük olur gibi nazara çarpıyordu. Sevimli payitahtımız semadan
kuş bakışı görünüşü hakikaten pek güzeldi.

Pervaneden sıçrayan benzin gözlüklerimin üstüne sıçrıyor,
etrafımı görmek için bunları temizliyordum. Çünkü oturduğum yer makineye pek
yakın idi. Sefine-i havaiyemiz iniş ve kalkışlar yapıyordu. Bu esnada muvazeneyi
bozmamak ehemmiyetlidir. İstanbul'dan ayrıldıktan beş on dakika sonra karargâha
ulaşıldı. Yere nüzul ettiğimiz zaman gönlümde bir mahzunluk vardı.
HİND MÜSLÜMLARINDAN
İLK BAYAN PİLOTA YARDIM
Böylece ilk defa bir Müslüman kadın
uçağa bindi. Bu vesileyle Osmanlı kadınlarının dikkatini ordunun ihtiyaçlarına
çevirdi. Bunda da başarılı oldu. Bu haber Osmanlı ve İslam dünyasına hızla
yayılarak bir heyecan oluşturdu. Zamanın tüm gazeteleri bu konudan bahsederler.
Anadolu'dan ve Osmanlı'nın diğer coğrafyalarından yardımlar gelmeye başladı.
Hatta Hind Müslümanları da bu yardımlara katıldı.

Belkıs Şevket Hanım ile suduna
muntazır olan refikaları...
Belkıs Hanım'ın bu uçuşu
münasebetiyle Hind Müslümanları kendisine hediyeler göndermişlerdi. Belkıs Hanım
bir yazısında Müslüman kadınların toplumdaki yeri hakkında şöyle diyor: 'Bir
milletin ilerlemesi ve geleceği eğitimli annelerin doğurduğu medeni cesaretle
yetiştirdiği çocuklara bağlıdır. Binaenaleyh milletler cesur ve metin evlatlara
malik olmalıdır. Bunları da ancak yetiştirecek biz kadınlardır. Her evlat ilk
öğüdü valide kucağında alır. O halde çocuklarımızı cesur ve metin, vatana hadim,
dinine sadık, sıhhatı yerinde yetiştirmeye bezl-i gayret ve fedakârlık
edelim.'
Belkıs Şevket Hanım Fethi Beyin kullandığı uçakta
uçmuştu. Fethi Bey kısa bir süre sonra arkadaşı Nuri Beyle aldıkları emir
doğrultusunda Ortadoğu'yu gezmeye başlıyorlar. Uçakları düşünce şehit oluyorlar.
(Bu iki pilotu mezarı bugün Suriye'nin başkenti Şam?dadır.)
Kadınlar dergisi bu olay üzerine üzüntüsünü şöyle bildiriyor: 'Fethi
Bey ve arkadaşı Nuri Bey Osmanlı sancağını göklere kadar çıkardı. Sonra o çok
sevdiği milletinin bağrına düştü. Şehid oldu. Hayata veda ederken arkalarında
otuz milyon Osmanlı, üç yüz milyon Müslümanlığı giryan ve hicranda bıraktı.?

Şevket Hanım, Fethi beyle uçmadan
önce....
Fethi Bey Bahriye mektebini bitirdikten sonra Mülazım
oldu. Kendi isteğiyle uçak eğitimi için İngiltere'de Bristol Tayyarecilik
Okuluna gönderildi. Bir yıl eğitim aldıktan sonra geri döndü.
Kendisini bekleyen Mısırlıları derin bir kedere boğar. Mısır'da
zamanın büyük şairlerinden Hafız İbrahim kendilerini karşılama münasebetiyle bu
Osmanlı Tayyarecileri için Arapça çok güzel bir şiir yazar. Şiir uzun olduğu
için ilk mısralarını veriyorum.
Ey doğudan uçarak yükselmiş ilk
Müslüman pilot hoş geldin
Nil ve Boğaziçi her biri seninle övünmeye
öbürüyle yarışır
O gün uğurlu Burağına binip de çöl ve sahraları aşıverdiğin
zaman
Rüzgârlara eşlik ederken onu oynatır, deniz ve sahralar üzerinde
uçarsın
Hayaller seninle yarışa kalkışsa da, ancak düşe kalka bunu yapar,
yine de beceremez.
Ortak sevinç ortak keder bu olsa gerek.
timeturk