İsklipli Atıf Hoca’nın mezarının bulunmasında büyük emeği geçen Hatay eski Milletvekili Mehmet Silay, Atıf Hoca’nın mezarını bulmak için 10 yıl boyunca çalışma yaptıklarını ifade etti.
01 Aralık 2011 Perşembe Saat 20:16
Reklam
Atıf Hocanın mezarını bulmalarına rağmen 2 yıl boyunca dokunamadıklarını kaydeden Silay, çıkarılan kemikleri DNA testinin sonuçlanmasını bekledikleri için 6 ay boyunca aracında taşıdığını belirtti. Kemiklerin Atıf Hoca’ya ait olduğu anlaşılınca İskilip’e götürdüklerini kaydeden Silay, hocanın kemiklerini 86 yıl sonra cenaze namazını kılarak defnettiklerini anlattı.
Atıf Hoca’nın Şafaktepe Parkı’ndaki mezarını, gayriresmi bir şekilde kazdıklarını itiraf eden, mezarı bulmak için 10 yıl boyunca çalışma yaptıklarını belirten Hatay eski Milletvekili Mehmet Silay, Atıf Hoca’nın mezarının bulunması ile ilgili başlattıkları çalışmanın İskilip’e bir gittiğinde hocanın mezarına gidip bir Fatiha okumak istemesiyle başladığını ifade etti. İskiliplilere, Atıf Hoca’nın mezarını sorduğunda kimseden bir cevap alamadığını kaydeden Mehmet Silay, hiç kimsenin mezarını bilmediğini söyledi.
Onların bilmediğini öğrenince, İskilipli Atıf Hoca’nın 1.5 ay hapis yattığı Ulucanlar Cezaevi’ne gittiğini ifade eden Silay, hapishane müdürüne, “Burada yattığına göre, burada muhakkak onun resimleri vardır. Defnedildiği yer vardır. Onun, yerini öğrenebilir miyim?” diye sorduğunu, müdürün ise “Bırakın onu, tabandan tavana iki büyük yangın geçirdi Ulucanlar Cezaevi. Dolayısıyla, hiç arşivle ilgili bir belgemiz kalmadı” cevabıyla karşılaştığını kaydetti.
Bunun üzerine 2001’de Çorum, Ankara, Konya İstanbul’dan 14-15 kişilik bir ekip oluşturduklarını ifade eden Silay, “9 yıl sonra bize, İskilipli Atıf’ın hem yargılamasında, hem idamında, hem de defninde hazır bulunan bir zabıt katibinin oğluna rastladık. Onun bize güvenmesini sağlayıncaya kadar da anamızdan emdiğimiz süt burnumuzdan geldi. Bir yalan, bir iftira var bu şehitler için. Hıyaneti Vataniye’den idam edildiler. İdam edilenlerin birçoğu ailesini değiştirdi. Memleketini değiştirdi. Ama İskilipli Atıf’ın ailesi yürekli bir tavır koydu ve soyadlarını değiştirmedi” şeklinde konuştu.
Mehmet Silay, “Hoca bir şehittir. İade-i itibarı gerçekleştirilmelidir. Bu çağrım sadece Çorum milletvekillerine değil, muhalefette bulunan bütün milletvekillerinedir: Gelin Atıf Hoca’ya sahip çıkın, adalet yerini bulsun” çağrısında bulundu.
“ALİMİN MEZARI BİR PARKTAYILLARCA ÇİĞNENDİ”
Mehmet Silay, Atıf Hoca’nın mezarını nasıl çıkardıklarını da Şafak Tepe Parkı’na giderek anlattı. 3 yıl önce, sessizce kimseye haber vermeden, usullerin dışına çıkarak kemiklerini parktan çıkardıklarını ifade eden Silay, şöyle konuştu: “Burada 2007 yılında, sulu karın yağdığı bir gün, güvenlik şeridi çektik. Hızlıca kazdık. ilk çıkan bir kafa tasıydı. Sonra uzun kemikler çıktı, el ve parmak kemiklerini bulamadık. Çünkü, kürek atıldığı zaman sürekli sulu kar doluyordu. Buradan alındı. 6 ay aracımızda taşıdık kemikleri. Daha sonra, DNA testinin ardından kesinleşince, namazını kılarak defnettik.”
Mehmet Silay, hafriyat yapıldıktan sonra Atıf Hoca’nın mezarının parkta ayaklar altında kaldığını kaydetti. Daha sonra, buranın park yapıldığını ve üzerine çimlerin serpildiğini ifade eden Silay, “Şimdiye kadar, kimse buraya gelmiyordu. Artık, yavaş yavaş gelmeye başladılar. İdam edildiği 1. Meclis’in önünden zimmetli arabayla alındı, buraya getirildi. İlk defnedildiği yer burasıdır. Sürekli burada kaldı. Mezar kaybedildi. Onun infazında ve defninde bulunan zabıt kâtibinin oğlu burayı bize gösterdi. İki sene buraya kazma vuramadık. İzin de yoktu zaten. Uygun bir zaman aradık. Buradan, defni izinsiz çıkardık. Şimdi inşallah, bundan sonra, sahip çıkanlar olacaktır” diye konuştu.
Mehmet Silay, yaptığı araştırmanın kan yakınlığı ile bir ilgisinin olmadığını da ifade etti. “Bu araştırmanın mezheple kan yakınlığı ile hiçbir önemi yoktur, bir ilim adamının uğradığı akıbeti araştırmakla ilgilidir” diyen Silay, “Bu durum, bütün bir Türkiye Cumhuriyeti aydınlarının görevidir. İskilipli Atıf hepimizin boynuna bir kul hakkı bırakarak gitti. Osmanlının cumhuriyete bıraktığı bir ilim adamıdır” şeklinde konuştu.
Giresun İstiklal Mahkemesi’ne sevk edildi. İstiklal Mahkemeleri’nin astığı astık kestiği kestikti. Daha ziyade muhaliflere gözdağı vermekte kullanılıyor, bu yüzden de cezalar çok acımasız oluyordu. Buna rağmen, Giresun İstiklal Mahkemesi, Atıf Hoca’ya takipsizlik verdi.
Atıf Hoca İstanbul’a döndü. Ancak 26 Aralık 1925’te arkadaşları ile beraber tekrar tutuklanarak Ankara’ya sevk edildi ve Ankara İstiklal Mahkemesi’nde yargılanmaya başlandı. Bu kez isnat edilen suç, “halkı kanunlara karşı kışkırtmak”tı. Oysa Hoca şapka aleyhine hiçbir gösteriye katılmamıştı.
Meşhur Kılıç Ali’nin (Altemur Kılıç’ın babası) reislik ettiği Ankara İstiklal Mahkemesi Savcısı, Hoca için 3 yıl hapis cezası istiyordu. Fakat mahkeme iki gün içinde idam cezası verdi.
Hüküm 4 Şubat 1926 sabahı Ulus'ta eski meclisin yanında infaz edildi. İdamından önce başındaki sarığı Kel Ali'nin talimatıyla çıkartıldı. Kelime-i şehadetin öncesi Atıf Hoca’nın son sözü, “Mahkeme-i Kübra’da hesaplaşırız” oldu.
…
Atatürk'ün arkasındaki siyah don atletli KEL ALİ
Ankara’da geçtiğimiz aylarda CHP’li Yenimahalle Belediyesi İstiklal Mahkemesi kasabı Ali Çetinkaya’nın adını bir parka verdi. Yani o zihniyet halen tazeliğini korurken; Çankırı Belediyesinin bu şapka devrimi işini sahiplenmesini anlayabilmiş değilim.
ŞEHİT İsklipli Atıf Hoca’nın ruhu şad olsun; Müslümana inancından dolayı zulmedenleri de, Cenabı Allah 2 cihanı dar etsin!
Yorumlayan:
Selvi Sultan
Tarih:01 Aralık 2011 Perşembe Saat 23:25
Bugün www.haber18.com’da “Atatürk’ün Çankırı’ya Gelişi ve Şapka İnkılabının 86. Yıldönümü Coşkuyla Kutlandı haberi var.”
Bu haber bir zamanların sararmış eski gazetelerinden birinde yer alsa şaşırmam da, sen gel sene 2011 de hem de coşkuyla şapka inkılabı kutla… Çankırı’nın övünecek başka bir şeyi kalmamış gibi “Şapka İnkılabı fiilen Çankırı’da başladı” diyor belediye başkanımız.
Bu millete Cumhuriyetin ilk yıllarında devrim adı altında zorla şapka giydiren zihniyet, yakın tarihimizde de başörtüsü zulmüyle karşımıza çıktı!
Ben bir Çankırılı olarak Atatürk eğer şapka inkılabını Çankırı’da başlatmışsa bundan bilakis üzüntü duyarım. Çünkü bu “sözde devrim” adına İskilipli Atıf Hoca’nın katline ferman çıkartılmıştır.
İSKİLİPLİ ATIF HOCA
İzmir’in işgaline ilk tepkiyi gösterenler arasındaydı İskilipli Atıf Hoca. Kurduğu “İslâm Teal-i Cemiyeti” vasıtasıyla Anadolu’nun toparlanmasına yardımcı oldu. İrşatlarıyla Anadolu’nun yüreğini diri tutmaya çalıştı.
Atıf Hoca şapka devrimi’nden bir buçuk sene önce yayınladığı “Frenk Mukallitliği ve Şapka” isimli kitabından dolayı tutuklanmıştı. (26 Aralık 1925)