"Hatice ye değil, neticeye bakmak"
"Hatice'ye değil, neticeye bak!" sözünün, sadece futbol müsabakalarına has bir kullanım olduğunu sanırdım. Ama ne yazık görülüyor ki, sosyo-politik hususlarda da aynı şart geçerliymiş.
Ey millet! Kimsenin dili varmıyor söylemeye ama, maalesef bu iş geri dönülmez bir "kan davası”na doğru hızla yol alıyor. Ve yine maalesef bu yangın, kuru ya da yaş ayrımı yapmayacağı benziyor. Evet aciliyiz... Evet yüreğimiz kan ağlıyor... Hatta çaresizlikten bu durum katmerli bir hale sarıyor... Ama tüm bu baskın hususlar, bizi kör etmemeli, hakikatten uzaklaştırmamalı.
Evet çaresizlik! Çünkü herkes biliyor ki, bu husus Kandil’den ibaret değil. Mevzu içeride... Yani kalbimizde. Bununla yüzleşmeden, bu lekeyi temizlemeden, bir arpa boyu yol katedilemez. Ancak verilen kayıpların intikamı noktasında, kana kan bir politika güdülmüş olur ki, bu da uzun vadede hiç bir anlam ifade etmez.
Evet haklisiniz, bu dağdaki cani zihniyete ne yapılırsa yapılsın boş! Onlar istedikleri toprağın ya üstünü, ya da altını almadıkça rahat etmeyecekler. Ancak neden bu toplumun koca bir inançlı kesimini, her defasında göz ardı ediyoruz. Evet onlar PKK’lı değil. Hatta, yarın için özellikle de PKK mantalitesinden yana çok ama çok kaygılılar. Zira Marks-ist ve Lenin-ist zihniyetlerin idaresi altında yaşamış inançlı zümrelerin çektikleri, dünyanın her yerinde aynıdır. Ancak tüm bunların yanında, bu insanların devlete de bağlılıkları yok. Yaa nasıl olur ? Demeyin. Açın ve tarihe bakin bir zahmet... Neler olmuş... Neler yaşanmış... Nasıl yalan ve iftiralara maruz kalmışlar.
Bu büyük kitlenin, sadece Yıllar yılı aradıkları ve arkasından gittikleri, kıyısından veya berisinden de olsa, maneviyatçı bir parti olmuştur. Bunun sebebini, neden az da olsa kendimize sormuyoruz? Veya soruyoruz ama, işimize gelmiyor. Niçin ? Çünkü öylesine güce tapar bir hale gelmişiz ki, kendi vatandaşlarımızın Allah(cc)'a secdeleri bile, haşa önce devlete, yani dolaylı yoldan bize (Türkler'e) rükudan geçiyor.
Yine hakkımda sallayıp tutacaksınız. Özellikle de siz "eski dostlar". Ama varsın olsun... Benim derdim sadece şu: "Türk’üm dendiği zaman faşist, Kürt’üm dendiği zaman ise, PKK’lı" tasavvurunu silmek ve batılın sebebiyet verdiği bu uçurumdan bir an önce dönmek.
Ne diyelim, çok bilindik bir kapanış olacak ama, "Allah sonumuzu hayır etsin." Haa! unutmadan... Öteden veya beriden, tüm tağutlara ve tağutculara inat ; Ne mutlu Müslüman’ım diyene... Erdemi, şiar edinmiş insanlara ise, her ne olursa olsun saygımız sonsuz efendim...
Yürekten selam ve dua ile...