Mısır'ı protesto için üç ay mısır yemeyelim. Hepsi bu! Bize de bu yakışır. Çağdaşlığı, medeniyeti elden bırakacak değiliz ya...
MISIR'I PROTESTO İÇİN ÜÇ AY MISIR YEMEYELİM?
Cihadı beceremeyen ya da buna gücü yetmeyen Müslümanlar olarak “Mecazi Cihat Yolları” bulduk. Peygamber efendimizin “Küçük cihattan büyük cihada gidiyoruz.” sözünü kalkan yapıp algılarımızla oynuyoruz. Peygamber efendimiz, savaştan sonra ordusuyla eve dönerken nefsi işaret ederek söylemişti bunu ama bizler savaşmadan kendimizi aklamaktan bıkıp usanmadık!
Batılı kınama, eleştiri, tepki gösterme, mesaj verme, siyasi gönderiler yapma teknikleri modernitenin en büyük oyunudur. Amerika'nın Irak'a, Afganistan'a girip yüz binlerce insanı öldürmesine kılıçla karşılık veremeyen Müslüman devletlerin sivil toplum örgütleri veya eylem düzenleyen halklar Bush'un kuklasını yapıp yakmaktan öteye gidemiyor.
Kendisiyle savaşamadığımız düşmanların sembolleriyle savaşıyoruz. Yeni bir çıldırma modeli olarak adlandırmaktan çekinmediğim ve adına “Don Kişot Sendromu” dediğim bu davranış biçimi ne kadar zavallı hale geldiğimizi göstermeye yetmiyor mu?
“Ben, insanlarla La ilahe illallah deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Onlar La ilahe illallah dedikleri zaman benden kanlarını ve mallarını korumuş olurlar.” diyor efendimiz. Oysa biz, bugün La ilahe illallah demeyen insanlardan mallarımızı ve kanımızı koruyamaz olduk! Onların mentaliteleri ve algılayış biçimlerini kavrayarak hatalar yapıyor yanlış yollar izliyoruz. İnsan haklarının peşine düşüp “Kul Hakkı”nı unutursak bu dünyada sadece avukatları olanlar ve güçlüler kazanır. Müslüman olarak kimseyi önceden Allah'a havale etmiyoruz. Hukuk ve mafyatik bir süreçten sonra eğer hakkımızı alamamışsak o zaman son çare Allah'a havale ediyoruz. Yani en üst mahkemeye en baştan gitmesini unuttuk. İmanlarımızda, Allah'a güvenimizde çatlamalar var.
İnsan hakları dünyevidir. Bir ahlâk ve disiplin çeşididir. Adaleti burada aramanın yoludur. Dünyadaki aksiliklerin bizlere Allah'tan bir işaret olarak geldiğini anladığımız gün kötüyle değil kötülüğün yani şeytanın kendisiyle savaşmayı öğreneceğiz. Kötü bir adam, kötülüğe sebep değildir. Senin için bir sabır aracıdır. Onu öldürürsen sınav kâğıdını yırtmış olursun. Biz, kafamızı şeytandan gelen suflelere karşı kullanmalıyız. Cihat ise, tüm kötülerin ve din düşmanlarının birleşip üstümüze geldiği zaman, zalimler mazlumları ezdiğinde farz olur.
“Müslüman Müslüman'ın kardeşidir.” derken, sınırlar kalkar... Misak-ı Milli'ye inanıp, bu çizginin dışındakilerden bana ne düşüncesiyle aklımızı ve dinimizi kaybederiz.
Batı, son derece gelişmiş savaş silahları geliştirip bizlere kukla yakma, şiir döşeme, itiraz, mahkeme, tepki konserleri, sinema filmleriyle mesaj vermeyi filan öğretti. Oysa kendisi fukara devletlere bombalar yağdırıyor. Filistin'de Müslümanlar katledilirken bizler kanayan vicdanlarımızı Filistin Kermesleri'nde tamir ediyor, bol bol patatesli gözleme ve içli köfte yiyerek cihat görevimizi tamamlamış oluyoruz:)
Kılıç gitti edebiyat kaldı... Ve ben bu yüzden uğruna on yedi yılımı verdiğim roman yazarlığını bırakıp eleştiri kitapları yazmaya başladım.
Sadece söz sanatlarından ibaret olan edebiyat, Doğu'nun erkekliğini yok etti! Şiir duymak, şair dinlemek istemiyorum artık...
Amerika'ya gücümüz yetmediği için onlarla takıştığımızda “Bir hafta Marlboro, Camel, CocaCola içmeyelim” diyoruz. İsrail, Filistin'i vurunca da elden ele Yahudi mallarının listesi dolaşıyor. (Benim sokak ağzıyla anlatmaya çalıştığım şeyleri aslında Ouenon'nun kitapları daha akademik anlatıyor, eksiklerimi onunla tamamlayabilirsiniz.)
Bir şeyin kendisiyle değil de sembolleriyle didişmek Şamanlıktır. Biliyorsunuz büyüler de böyle yapılır. Çamurdan bir adam yapıp onu toplu iğne batırdıkça büyü yaptığınız insan kramplar geçirir. Yüzyıllardır er meydanına çıkamıyoruz. Batı'ya yenildik ve bu yüzden onların tekniği olan sembollerle savaş biçimini kullanıyoruz.
Sık sık Kuran-ı Kerim'deki “Demir Suresi” ne vurgu yapıyorum. Demir çok önemli olmasaydı Kuran-ı Kerim ona bu kadar yer vermezdi ve gerçekten demirin dünyaya ait olmadığını, dışarılardan geldiğini bilmeyen kalmadı. Demir yüksek ısıyla dövülüp gözyaşıyla sulanırsa çelik oluyor. Çelik, tencere yapmaktan çok kılıç için elzemdir. Bahsettiğimiz cihat, kılıçla yapılır...
Kaybettiğimiz şeyler o kadar çok ki, hangi birini anlatsam bilmiyorum? Belki de sizler beni bırakıp sadece Ouenon okumalısınız:)
Evet, Müslüman bir ülke olan Mısır kaç gündür bize, Filistin halkına ve tüm İslam alemine zorluk çıkarıyor. Arkasında Amerika var, onlarla savaşmamız imkansız. Öyleyse hepinizi çağdaş bir protestoya davet ediyorum.
Mısır'ı protesto için üç ay mısır yemeyelim. Hepsi bu! Bize de bu yakışır. Çağdaşlığı, medeniyeti elden bırakacak değiliz ya...
bulentakyurek.org
Bu haber 127 defa okunmuştur.