"İki Fikret" Biri Övdü, Biri Sövdü
Tevfik Fikret ve Rıza Tevfik, Son Devrin Önemli Düşünür Yazar ve Şairşerinden... Sultan Abdulhamid'in saltanatının ilk döneminde bir çok düşünür yazar ve şair gibi onlarda Sultan Abdulhamid'e Muhalefet etmişlerdir... Fakat insafı elden bırakmayan da vardır... Sultan Abdulhamid'e ithafen her iki şair de şiir yazmıştır... Buyrun okuyun ve yorumu siz yapın....
Rıza Tevfik Bölükbaşı
SULTAN 2. ABDÜLHAMD’İN RUHANİYETİNDEN İSTİMDAT
Nerdesin şevketlim, Sultan Hamid Han?
Feryâdım varır mı bârigâhina?
Ölüm uykusundan bir lâhza uyan,
Su nankör pezevengin bak günâhına.
Tarihler ismini andığı zaman,
Sana hak verecek, ey koca Sultan;
Bizdik utanmadan iftira atan,
Asrın en siyâsî Padişâhına.
`Pâdişah hem zâlim, hem deli` dedik,
İhtilâle kıyam etmeli dedik;
Şeytan ne dediyse, biz `beli` dedik;
Çalıştık fitnenin intibahına.
Dîvâne sen değil, meğer bizmişiz,
Bir çürük ipliğe hülyâ dizmişiz.
Sade deli değil, edepsizmişiz.
Tükürdük atalar kıblegâhına.
Sonra cinsi bozuk, ahlâkı fena,
Bir sürü türedi, girdi meydana.
Nerden çıktı bunca veled-i zinâ?
Yuh olsun bunların ham ervâhına!
Bunlar halkı didik didik ettiler,
Katliâma kadar sürüp gittiler.
Saçak öpmeyenler, secde ettiler.
...................………….pis külâhına.
Haddi yok, açlıkla derde girenin,
Sehpâ-yı kazâya boyun verenin.
Lânetle anılan cebâbirenin
Bu, rahmet okuttu en küstâhına.
Çok kişiye simdi vatan mezardır,
Herkesin belâdan nasîbi vardır,
Selâmetle eren pek bahtiyardır,
Harab büldânın sen sabahına.
Milliyet dâvâsı fıska büründü,
Ridây-ı diyânet yerde süründü,
Türkün ruhu zorla âsi göründü,
Hem Peygamberine, hem Allâh`ına.
Lâkin sen sultânım gavs-ı ekbersin
Âhiretten bile himmet eylersin,
Çok çekti şu millet murada ersin
Şefâat kıl şâhım mededhâhına.
Rıza Tevfik Bölükbaşı
1869’da günümüzde Bulgaristan sınırları içinde bulunan o yıllarda ise Edirne vilayetine bağlı bir kaza olan Cesir (Mustafapaşa) `da doğdu. Babası Mülkiye kaymakamlarından Hoca Mehmet Tevfik, annesi Kafkas muhacirlerinden Münire Hanım idi. Babasının isteği üzerine İstanbul’da bir Musevi okulunda okudu. İspanyolca ve Fransızca öğrendi. Babasının kaymakamlık yaptığı Gelibolu’da rüştiyeyi(ortaokul) bitirdi. Galatasaray Lisesi’nden mezun oldu. Öğrenci hareketlerine katıldığı için Mülkiye’den kovulduktan sonra 1890’da Tıbbiye’ye girdi. Tıp eğitimi sırasında da birkaç defa hapse girdi, çıktı, hapiste mahkumları isyana teşvik etti. Okulu 1899’da bitirip doktor olabildi.
Tevfik Fikret
“Ey şanli avci,damini bi Hüda kurmadin,
Attin,fakat yazik ki,yaziklar ki,vuramadin.
Dursaydi bir dakikacağiz devr-i bi-sukun
Bir hayir olurdu, misli asirlara geçmemiş.”
Sultan ikinci Abdülhamit Han'in 1905 yilinin Temmuz ayinda Ermeni komitacilarin kendisine düzenlediği bir suikast girişiminden 1 dakika 42 saniyelik bir gecikmeyle kurtulmuştu.
26 kişinin öldüğü, 58 kişinin yaralandiği ve 20 atin parçalandiği suikast girişimi, Sultan Abdülhamit'i öldüremediği için başarisiz olunca, dönemin şairlerinden Tevfik Fikret yazdiği "Bir Lahza-i Taahhur - Bir anlik duraklama" şiiriyle, adeta suikastin başarisizliğina üzüntüsünü dile getirmişti.
Tevfik Fikret bu dörtlükle Ermeni komitacilara sitem (suikast başarisiz oldu diye), Sultan Abdülhamit'e de kinini yansitirken, Abdülhamit, suikastin mimarlarindan Edward Jorris'i bağişlamişti. Jorris daha sonra Sultan Abdülhamit için Avrupa'da ajanlik yapmaya başlarken, Tevfik Fikret, ittihat ve Terakki Partisi'nin yayin organi olan Tanin gazetesini yönetti.
1915'te şeker hastaliğindan dolayi hayatini kaybeden Fikret, Batililaşmak için islam'dan vazgeçilmesi gerektiği görüşünü benimsemiş, oğlu Haluk da daha sonra Hiristiyan olmuştur. Asil adi Mehmet olan Tevfik Fikret, daha sonra bu ismini değiştirmiştir.