GÜDÜLENDİREMEDİKLERİMİZDEN MİSİNİZ?
Niyet. Tüm işlerin başlangıç noktası. Fiiliyatın illeti. Duygu ve düşünceleri harekete geçiren ilk güdü, motivasyon. Niyet güdülenmedir. Niyetin amacı hedefe yöneliktir. Önemi haiz olan güdülenme değil müspet güdülenmedir. Yani güdülenmenin niteliği. Müspet güdülenme, nam-ı diğer salih niyet. Olgun meyvenin doğru tohumu. Soru: Ham meyvenin tohumu yanlış mıdır? Cevap: Elbette hayır. Peki, niye? Çünkü tohum doğru tohum da olsa aldığı besinler, bulunduğu toprak onu ham meyve vermeye veya hiç meyve vermemeye sevk edebilir. Yanlış toprakta büyüdüğü, yanlış mineral ve vitaminleri bünyesine kattığından dolayı tohum yanlış tarafta yer almıştır. İnsanoğlu da tohum misali. Çevresi ve maddî-manevî aldığı gıdalar eylemlerini etkiliyor. Ve tabiî ki, kendisine itici güç görevi gören niyetini.
Adalet timsali Hattab oğlu Ömer (r.a.)’in ağzından Fahr-i Kâinat (s.a.v.)’ın şöyle buyurduğunu işittik: “Ameller niyetlere göredir…” Alemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz (s.a.v.) önemli bir ilke sunar ümmetine. Kulaklara küpe, yüreklere muska olacak bir prensip. Müslümanların göz ardı etmemesi gereken bu ilkede, davranışları irdelerken, hüküm verirken davranışın yapılma sebebi olan niyetin devre dışı bırakılmaması öğütlenir. Müslümanın yapmaması gereken bir özellik daha: Niyet okuma. Niyeti kâle almama da niyet okuma da hastalıktır. Hastalığın tedavisi mezkur hadis-i şerifin devamında yer alıyor. “… Herkesin niyet ettiği ne ise eline geçecek olan da odur. Her kimin hicreti (yönelişi) Allah (c.c.)’a ve Rasulü (s.a.v.)’ne ise, gerçekten de Allah (c.c.)’a ve O’nun Rasulü (s.a.v.)’ne yönelmiş olur. (Ahirette hesabı ona göre yapılır.) kavuşacağı bir dünyalık veya evleneceği bir kadın için hicret eden kimseye de ancak bu niyetinin karşılığı vardır. İnsan neye yönelirse onun peşinden koşar.” İslâm’ın konuya (davranış hakkında hüküm verme) yaklaşımı açık: Niyet-davranış-sonuç. Bu üçünün birlikte ele alınması ve karar verilecekse bu üçlünün birlikte değerlendirilmesinden sonra hüküm verilmesini hadis-i şeriften anlıyoruz. Çünkü davranışın sonucu yani ürünü insanlar tarafından görülmektedir.
Niyeti kâle almayan zihinler sadece davranışa odaklanırken niyet okuması yapan zihinler de dikkatlerini niyete yoğunlaştırırlar. Niyet okuyan zihinlerin en belirgin özelliği niyeti kendilerine göre yorumlamalarıdır. İslâm’ın, bu hasta zihinlere sunduğu reçete de yukarıda belirtildiği gibidir. Her konuda olduğu gibi bu konuda da hakikati yalnızca El-Hakk olan Allah (c.c.) bilir.