Refet Paşa, Cumhuriyet öncesi ve sonrasında aktif figürlerden birsi olmasına rağmen bir gazeteye verdiği röportaj dışında hiç konuşmadı.
Refet Paşa cumhuriyet tarihinin öncü beş kişisinden birisidir. (Mustafa Kemal, Ruf Bey, Ali Fuat Paşa ve Kazım Karabekir) Mustafa Kemal’le birlikte Samsun’a çıkmış, Sakarya Savaşı’nda Milli Müdafaa vekilliği yapmış, saltanat ve hilafetin kaldırılmasına karşı çıkarak, siyasi faaliyetlerini Terakkiperver Cumhuriyeti Fırkası’nda devam ettirmiş, suikast düzenlediği iddiası ile yargılanmış, berat ettikten sonra bazen devlet içerisinde önemli görevler almasına rağmen yaşadıkları hakkında hiç konuşmamış bir şahsiyet olarak karşımıza çıkar.
Refet Bey, 1881’de İstanbul Beşiktaş’ta doğmuş, ilk ve orta öğrenimini Selanik’te tamamlamıştır. 13 Mart 1896’da Harp Okulu’na girmesi ile askerlik hayatı başlayan Refet Bey, Terakkiperver cumhuriyet Partisi’nin kurulmasından sonra askerlikten istifa ederek aktif muhalefet içerisinde yer almıştır.
İttihatçıların 1919 Mart'ında Erenköy’de 'Kara Kemal' başkanlığında düzenledikleri toplantıda “Milli mücadeleyi kim başlatsın?” sorusuna cevap aranırken Refet Bey, Mustafa Kemal’in en uygun adam olduğunda ısrar etmiş ve padişaha sunulacak listede en başta yazılmasını sağlamıştı. Fakat toplantıya katılan diğer ittihatçıları uyararak Mustafa Kemal’in ipleri eline aldıktan sonra kesinlikle liderliği başka birisine bırakmayacağını söylemişti. (Bu görüşmeyi Ali Fuat Paşa ve Asım Gündüz’de hatıralarında doğruluyor)
Ali İhsan Sabis anılarında İttihatçıların isteği üzerine Refet Paşa’nın Mustafa Kemal’e yardım etmek için 3.Kolordu Komutanlığı'na, Kazım Karabekir'inde 15. Ordu Komutanlığı'na getirildiğini söylüyor. Her iki ordu da doğrudan doğruya 9. Ordu müfettişliğine bağlıdır.
16 Mayıs’ta İstanbul’dan yolcu edilen Bandırma Vapurunun içindeki 17 subaydan biri olan Refet Bey, aynı zamanda İngiliz subaylarla temas kuran kişidir. Samsun’a çıktıklarında doğrudan karargaha gelen İngiliz binbaşısına “Padişah adına geldiklerini” söyler.
Amasya Genelgesi’ni hazırlayan isim olarak da karşımıza çıkan Refet Bey’in Erzurum Kongresi’nde milli mücadeleyi yürütecek heyet olan “Temsil Heyeti” fikrini ilk ortaya tan kişi olduğunu Mahmut Goloğlu söylüyor.
Refet Paşa Amerikan mandasını istiyor
Refet Paşa, İsmail Fazıl Paşa, İsmail Hami Bey ve ilk Dışişleri Bakanlarından Bekir Sami Bey’in hazırladığı Amerikan manda ve himayesine girilmesini kabul etmişti. Doğu Anadolu kökenli delegelerin manda fikrine tepki göstermeleri önergenin de geri çekilmesini sağladı. Refet Bey kongrede yaptığı konuşmada “Bizim Amerika mandasını tercih etmekten maksadımız, bütün toplumları kendine tutsak eden kalpleri sömüren İngiliz hakimiyetinden kurtulmak ve sakin milletlerin vicdanına ses olan saygılı olan Amerikan mandasını kabul etmektir” demiştir.
Mustafa Kemal’in emriyle kurulan Türkiye Komünist Fırkası’nda, Fevzi Çakmak paşa, Ali Fuat Paşa ve İsmet İnönü ile birlikte bu partinin kurucuları arasında yer alan Refet Bey, Üçüncü Enternasyonala gönderilmek istenmiş daha sonra vazgeçilmiştir.
İnönü savaşlarının arkasındaki isim
Refet Bey, Mustafa Kemal’in emri ile Batı Cephesi Komutanlığı'na atanan İsmet Paşa’nın yeterli savaş tecrübesi bulunmadığı için onu yönlendirecek isim olmuştu. Refet Bey komutasındaki suvri birlikleri İnönü mevkiinde Yunan müfreze grubuna darbeyi indirerek savaşın kazanılmasını sağlamışlardı.
Vahdettin’e saltanatın kaldırılmasını tebliğ etmişti
Refet Paşa, Ankara’daki mecliste saltanatın kaldırılmasına en fazla tepki gösteren isimlerin başında olmasına rağmen meclisin saltanatı kaldırma tebliğ görevi ona verilmişti. Yıldız Sarayı’na çıkarak Vahdettin’le en Refet Paşa padişaha “Halife Hazretleri” diye hitap ederek saltanatın meclis tarafından kaldırıldığı tebliğini iletmişti.
Vahdettin, Refet Paşa’ya “Paşa, bu vatana ihanet ediyorsunuz, Saltanatsız bir hilafetin hanedanın en aciz bir ferdi tarafından bile kabul edilmeyeceğinizden emin olabilirsiniz” demiştir. Bu görüşmeden hemen sonra İngiliz Yüksek Komiserliği'ne giden Refet Bey, İngilizlerden iç meselelere karışmayacakları konusunda söz aldı.
Refet Paşa’ya ayrıca son Padişah Vahdettin’i takip etme görevi de verilmişti. Naşit Hakkı Uluğ, “Halifeliğin Sonu” adlı eserinde Refet Bey’in şu sözlerine yer verir. “Eğer biz padişahı hapis veya idam etseydik, halk zamanla onu mağdur olarak görecek ver bizleri haksız kabul edecekti. Kaçan bir padişahı halkın asla affetmeyeceğini, eğer kaçtığı gün askeri bir müdahale yaparsak da devletin başına iş aşacağını düşündüm…” diyerek olayın arkasındaki niyeti açıklamıştı.