Çernobil Faciası
Çernobil Faciası
Çernobil nükleer santrali, 1972 yılında bir Demir Perde Ülkesi olan Sovyetler Birliğindeki (Bugünkü adıyla Ukrayna) Kiev kentinin 140 km kuzeyine kuruldu. Santral her biri 1000 megavat
13 Ocak 2011 Perşembe Saat 14:57

Çernobil nükleer santrali, 1972 yılında bir ‘Demir Perde Ülkesi’ olan Sovyetler Birliği’ndeki (Bugünkü adıyla Ukrayna) Kiev kentinin 140 km kuzeyine kuruldu.
Santral her biri 1000 megavat (mW) gücünde dört reaktörden oluşuyordu. 25 nisan 1986‘da santralin dört numaralı reaktörü rutin bakım için kapatıldı.
Santalde görevli mühendisler bu arayı değerlendirerek, reaktörün güvenliğini artırmak için elektrik kesilmesi ile özel bir deney yapmak istedi.
Deneyin amacı tam olarak, reaktörün çalışması ansızın durduğunda buhar türbinlerinin ne kadar süre çalışmayı sürdüreceklerini ve böylece ne kadar süre acil güvenlik sistemine güç sağlayabileceklerini görmekti.Aynı gün reaktörün gücü yarıya düşürüldü. Ardından güvenlik testini ‘yüzyılın nükleer faciası’na dönüştüren adım atıldı: Test sırasında reaktörün güvenlik sistemlerinin devreye girmemesi için ‘acil durum soğutma sistemi’ bilinçli olarak devre dışı bırakıldı.

26 nisan günü saat 01.00‘i biraz geçe deneyin son hazırlıkları tamamlandı. Reaktör gücünün sadece yüzde 7’siyle çalıştırılmaya başladı. Oysa, Çernobil gibi ‘RBMK’ tipi grafitgaz reaktörleri’nin düşük güçte çalışmasının yarattığı sakıncalar biliniyordu.
İşletme talimatlarının dışına çıkılan ve güvenlik yönünden sakıncalı olan bir takım teknik işlemlerin ardından ‘devam’ kararı alındı.
Ancak deneyin başlamasından kısa bir süre sonra dolaşım pompaları ve reaktör soğutma sistemi yavaşladı. Yakıt kanallarında ani ısı yükselmesi görüldü ve reaktör denetimden çıktı. Gücün kontrolsüz yükselişi sonucu yakıtlar aşırı ısındı, yakıt zarfı eridi, sıcak parçalar suyla temas ederek buhar patlamasına neden oldu.

Bu kez reaktörün durdurulması için bütün denetim çubukları devreye sokuldu ama artık çok geçti. Bu sırada reaktörün gücü 4 saniye içinde nominal değerin 100 katına ulaştı. 3 saniyede reaktör gücü yüzde 7‘den, yüzde 50‘ye çıktı.
Aşırı ısınmış reaktörde çok şiddetli bir patlama meydana geldi. Aşırı buhar basıncı reaktörün ve santral binasının çelik damını uçurdu. Patlamanın meydana getirdiği şok bin tonluk çelik reaktör kapağını hayava fırlattı. Bu sırada kontrol çubukları kalpten dışarı fırladı ve kalp içindeki yakıtın yaklaşık yüzde 30‘u eriyip parçalandı. Daha sonra bu duruma ‘denetim dışı çekirdek tepkimesi’nin yolaçtığı belirtilecekti.

Birinci patlamadan birkaç saniye sonra ikinci bir patlama daha oldu. İkinci patlamanın nedeni hala tam olarak bilinmiyor. Ancak grafit-buhar etkileşmesi gibi bir takım kimyasal reaksiyonlar sonucu meydana gelmiş olabileceği düşünülüyor.Alev toplarının gökyüzüne yükseldiği patlamalar sırasında 31 kişi hayatını kaybetti. Kaza sonucu reaktör kalbinin tümü ve binanın büyük bölümü hasar gördü.
En önemlisi, reaktördeki zirkonyum ve grafitin yüksek sıcaklıktaki buharla karşılaşması sonucu oluşan hidrojen yanarak bütün santrali ateş içinde bıraktı. Bunun sonucu olarak çok büyük oranda radyoaktif madde atmosfere karıştı.

Radyoaktif elementler rüzgarın da etkisiyle kuzeybatıya doğru yayıldı. Radyoaktif maddeler taşıyan bulutlar İskandinavya, Hollanda, Belçika ve İngiltere’ye kadar taşındı.
Kaza sonrası İsveç’in başkenti Stockholm’deki radyoaktif kirlilik düzeyi 15 kat artmıştı. Faciadan en büyük hasarı ise Ukrayna ve Beyaz Rusya gördü.

26 nisan 1986 sabahı olan patlama. patlamanın etkisiyle reaktörün duvarı uçmuş, içerideki radyasyon dışarıya yayılmıştır. yayılan radyasyon milyonlarca canlıyı etkilemiştir. felaketin tek nedeni insan hatasıdır. santral personelinin tehlikeli bir anda reaktörleri ne kadar kısa zamanda durdurabileceklerini hesaplamaları için yaptıkları deneyde reaktörün kontrolünü kaybetmeleri ve reaksiyonun çok hızlı gerçekleşmesi bu sonucu doğurmuştur. Tabii burda tehlikeli bir an simülasyonu yerine tehlikeli bir durumu bilerek ve isteyerek kendileri yaratan, grafit çubukları kesen, soğutma sistemini önce hızlandırıp sonra yavaşlatan, alarm sistemini kapatan bilimadamlarını kutlamak gerekiyor.
Patlamanın ardından yangın söndürülmüş ve reaktörün üstü önce kum sonra çakıl ve betonla kaplanmıştır. ancak içeride reaksiyonun devam etmesi sebebiyle oluşan ısı betonları çatlatmıştır. gelicek yıllarda ikinci bir patlamanın olabileceği belirtilmektedir.
Çernobilin sovyetlere tamı tamına ogünün parasıyla 18 milyar dolara mal olduğu açıklanmıştı. Sovyetlerin çökme nedenlerinden biri olarak biliniyor .Kazadan sonra kuzey yarım küredeki hemen her ülkede radyoaktif kirlilik görüldü. Ancak rüzgarın yönü ve yağışlar nedeniyle bazı ülkeler radyoaktif maddelerden daha fazla etkilendi.Dönemin Sovyet topraklarının yanı sıra İskandinavya da yoğun oranda radyoaktif kirliliğe maruz kaldı. Çernobil’den kaynaklanan radyoaktif serpinti 160 bin kilometrekare toprağı kirletti.
Çernobil faciasının sonuçları, olayın üzerinden 35 yıl geçtikten sonra bile etkisini sürdürüyor.Buna rağmen, facianın yarattığı yıkımın boyutları tartışmalı.



Olayın etkilerine ilişkin olarak sürekli yeni raporlar yayımlanıyor, yeni araştırmalar yapılıyor ama kazanın tam olarak kaç kişinin ölümüne yol açtığı bile hala net olarak bilinmemektedir.
Resmi açıklamalara göre kazayla doğrudan bağlantılı olarak ilk aşamada 31 kişi öldüğü bildirilmiş.28 nisan-2 mayıs 1986 tarihlerinde başta karadeniz olmak üzere Trakya’yı da yoğun bir şekilde etkisi altına alan, dünya sağlık örgütü (who)’nün raporlarında 4 bin, greenpeace’te ise felaket yüzünden ölenlerin sayısının 90 bini aştığı yazılmıştır.
Nükleer enerjinin ‘korkunç’ yüzünü gösterdiği kazadan bir süre sonra reaktörün çevresine beton ve çelikten bir duvar inşa edildi. Ancak bu duvarın etkisi de zaman içinde zayıfladı.Kaza sonrası reaktörde 14 yıl daha elektrik üretimi yapılmaya devam edildi. Uluslararası baskıların artması sonucu çernobil nükleer enerji santrali kapatıldı.

Etiketler: Çernobil Faciası
tarihsuuru.com
Bu yazı toplam 5191 defa okundu.
GoogleGoogle YahooYahoo FacebookFacebook DiggDigg Del.icio.usDel.icio.us
RedditReddit TwitterTwitter friendfeedfriendfeed myspacemyspace bloggerblogger
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş..
GÜNDEM
ALINTI YAZARLAR
“ ‘Vurun’ dedi, vurduk!” mantığı
YAVUZ BAHADIROĞLU
Mısır`ın fethi Osmanlı`ya dünya hakimiyetinin kapılarını açmıştı.
ERHAN AFYONCU
M.Kemâl Paşa Ne Yazık ki Hakikati Anlatmamıştır!...
AHMET ANAPALI
Devrim tarihinde bir gezinti
AYŞE HÜR
Cahili Kuşatmaya Karşı Cemaleddin Afgani’nin Örnekliği
HAMZA TÜRKMEN
Türkiye, nasıl içeriden teslim alındı?
YUSUF KAPLAN
Kimliksiz Şehir: İslahiye
MUSTAFA YILDIZ
Kahire de sizin Saraybosna da..
İBRAHİM KARAGÜL
Sadece tekkeler mi kapatıldı?
D.MEHMET DOĞAN
MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE
Cumhuriyet’te para-meta oyunu
ŞAMİL TAYYAR
Üniversite sınavında ter döken çocuklarımız...
SİBEL ERASLAN
Çanakkale'de Almanlara karşı savaşıyor da olabilirdik
MUSTAFA ARMAĞAN
Gündemden Notlar
AHMET VAROL
Devrimden çıkarılacak dersler
A. DİLİPAK
Mısır uleması ve 90'lık kahramanı
MUSTAFA ÖZCAN
Mübarek sonrası
SERDAR DEMİREL
AHMET KALKAN
Liberal eleştiri ve öneri
ALİ BULAÇ
Kıbrıs
HAKAN ALBAYRAK